AKSİYON, ENFLASYON VE TANSİYON!

Çünkü vatandaşın hissettiği ekonomi ile televizyon ekranlarında anlatılan ekonomi arasında ciddi bir mesafe var.

Memleketin çelişkileri bitmiyor.

Hatta öyle görünüyor ki geçen her gün, bu çelişkilerin üzerine yenileri ekleniyor.

Bugün ulaşım sektöründe faaliyet gösteren araçlar, yeni zamlı tarifeleriyle yollara çıktı.

Ben de bizzat şahit oldum.

25 kilometrelik bir yol için alınan 100 liralık yolcu bedeli, pazartesi gününden itibaren 200 liraya çıkmış.

Yani vatandaşın cebinden çıkan para, bir anda iki katına yükselmiş.

25 kilometre...

Alt tarafı 25 kilometre!

Ama ödenecek para 200 lira.

Şimdi dönüp vatandaşa “Enflasyonu düşüreceğiz” denildiğinde, insan ister istemez soruyor:

Nerede düşüyor bu enflasyon?

Markette mi?

Akaryakıt istasyonunda mı?

Ulaşımda mı?

Kirada mı?

Elektrik ve doğalgaz faturasında mı?

Yoksa vatandaşın cebinde mi?

Çünkü vatandaşın hissettiği ekonomi ile televizyon ekranlarında anlatılan ekonomi arasında ciddi bir mesafe var.

MAZOT ÜÇ HANELİ, ENFLASYON TEK HANELİ!

Mazot fiyatlarının üç haneli rakamlarla ifade edilmeye başlandığı bir ülkede, enflasyonun tek haneli rakamlara indirileceği söyleniyor.

İyi de...

Bu matematiği vatandaşın anlayabileceği şekilde anlatmak mümkün mü?

Akaryakıt pahalanıyor.

Akaryakıt pahalanınca ulaşım maliyeti artıyor.

Ulaşım maliyeti artınca taşımacılık pahalanıyor.

Taşımacılık pahalanınca marketteki ürünün fiyatı yükseliyor.

Üreticinin maliyeti artıyor.

Esnafın gideri artıyor.

Vatandaşın yaşam maliyeti artıyor.

Sonra çıkıp:

“Enflasyonu düşüreceğiz.”

Deniliyor.

Vatandaş da doğal olarak soruyor:

“Neyi düşürüyorsunuz, benim cebimden çıkan parayı mı?”

GABAR'DA PETROL BULUNDU, CEBİMİZDE NE BULUNDU?

Bir başka çelişki de petrol ve enerji müjdelerinde yaşanıyor.

Gabar'da petrol bulundu.

Doğalgaz bulundu.

Enerji bağımsızlığına ilişkin büyük hedefler anlatıldı.

Vatandaş bunları elbette duymak istiyor.

Petrol bulunsun.

Doğalgaz bulunsun.

Enerji maliyetleri düşsün.

Ülke kazansın.

Vatandaş kazansın.

Bunda kimsenin itirazı yok.

Ama vatandaşın günlük hayatında sonuçlarını görmek istediği de bir gerçek.

Çünkü vatandaşın cebindeki hesap makinesi, televizyon ekranındaki müjdelerden biraz farklı çalışıyor.

Pompanın başında başka, pazarda başka, faturada başka bir gerçek var.

Doğalgaz bulunduğunda kameraların karşısına geçip “Camları açın!” diyerek müjde verenleri de hatırlıyoruz.

Aradan yıllar geçti.

Bugün vatandaş hâlâ doğalgaz faturasını eline aldığında camı açmadan önce bir derin nefes almak zorunda kalıyorsa, ister istemez geçmişteki o görüntüler akla geliyor.

Ve insanın aklına şu soru geliyor:

Camları açtık da faturaları ne yapacağız?

VATANDAŞIN ÜÇ TEMEL DERDİ

Memleketin ekonomik gündemini artık üç kelimeyle özetlemek mümkün hale geldi:

Aksiyon, enflasyon ve tansiyon!

Aksiyon hiç bitmiyor.

Enflasyon vatandaşın yakasını bırakmıyor.

Tansiyon ise her yeni fiyat etiketinde biraz daha yükseliyor.

Üçü de birbirine bağlı.

Sabah işe gitmek için yola çıkıyorsunuz, ulaşım zamlı.

Markete giriyorsunuz, fiyatlar zamlı.

Akaryakıt istasyonuna uğruyorsunuz, rakamlar yüksek.

Faturalar geliyor, moral bozuk.

Sonra televizyonu açıyorsunuz:

“Ekonomi düzeliyor.”

Vatandaş televizyona bakıyor.

Sonra cüzdanına bakıyor.

Sonra tekrar televizyona bakıyor.

Ve doğal olarak kendi kendine soruyor:

“Acaba ben başka bir ülkede mi yaşıyorum?”

MÜJDELERİN DE BİR SINIRI OLMALI

Elbette petrol bulunması da doğalgaz bulunması da ülke açısından önemlidir.

Ancak vatandaşın beklentisi artık yalnızca müjde duymak değil.

Müjdenin mutfakta, pazarda, ulaşımda ve faturada karşılığını görmek.

Çünkü vatandaş sloganla karnını doyuramıyor.

Müjdeyle deposunu dolduramıyor.

İstatistikle pazardan alışveriş yapamıyor.

Ve televizyon ekranındaki ekonomik başarı hikâyesiyle 25 kilometrelik yolun 200 liralık ücretini ödeyemiyor.

Ekonomi biraz da vatandaşın cebinde hissedilir.

Kağıt üzerindeki rakamlarla değil, hayatın içindeki rakamlarla ölçülür.

Bugün 25 kilometrelik yolun bedeli 100 liradan 200 liraya çıkıyorsa, vatandaşın gündelik hayatındaki gerçek budur.

Gerisi anlatımdır.

Asıl mesele, anlatılan ekonomi ile yaşanan ekonomi arasındaki mesafenin ne kadar olduğudur.

Çünkü bu ülkede artık sadece yollar uzamıyor...

Fiyatlar da uzuyor, faturalar da uzuyor, vatandaşın sabrı da tükeniyor.

Ve sonunda geriye üç şey kalıyor:

Aksiyon...

Enflasyon...

Tansiyon...

Üçü de yükseliyor.

Vatandaş ise hâlâ bir şeylerin gerçekten düşmesini bekliyor.

18 Eylül 2026

Mustafa Temiz