Sosyal medya hesabından uzun bir değerlendirme yapan Arınç, söz konusu operasyonun uluslararası hukukun açık şekilde ihlali olduğunu belirterek, yaşananların tüm dünya için “dehşet verici” bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.
Arınç, Trump’ın konuşmasında özgür bir ülkenin devlet başkanının eşiyle birlikte evinden alınmasının gururla anlatıldığını vurgulayarak, bu durumu dinlerken hem utandığını hem de dehşete kapıldığını söyledi. Trump’ın Maduro’ya suç isnat ederek ABD’de yargılanacağını açıklamasını da eleştiren Arınç, ABD’nin kısa süre önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu resmi şekilde ağırlamasına dikkat çekti.
Netanyahu hakkında Gazze’deki saldırılar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde tutuklama talebi bulunduğunu, Uluslararası Adalet Divanı’nda da dava açıldığını hatırlatan Arınç, bazı ülkelerin ulusal mahkemelerinde de Netanyahu’ya ilişkin kararlar alındığını ifade etti. Türkiye’de de yakalama kararı bulunduğunu belirten Arınç, “Dünyanın büyük bir kısmında ‘katil’ olarak görülen bir ismin ABD’de resmi şekilde misafir edilmesi tüm dünyaya nasıl bir mesaj veriyor?” sorusunu yöneltti.
“BM İsmen Var, Hukuk Anlamını Yitiriyor”
Açıklamasında küresel sisteme yönelik eleştirilerini genişleten Arınç, Birleşmiş Milletler’in artık yalnızca ismen var olan bir kurum haline geldiğini savundu. Güçlü ülkelerin zayıf gördükleri devletler karşısında kural ve hukuk tanımadığını belirten Arınç, “Güçlü ne yaparsa yapsın yanına kâr kalıyor” ifadesini kullandı.
NATO’da çatlaklar oluştuğunu, Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarında ciddi sorunlar yaşadığını kaydeden Arınç, kuralsızlığın küresel ölçekte genel kural haline geldiğini dile getirdi. Bu durumun bazı ülkelerde iç kamuoyunda alkışla karşılanmasının ise tehlikeyi daha da büyüttüğünü vurguladı.
“İç Cepheyi Güçlendirmek Hayati”
Bülent Arınç, yaşanan gelişmelerin her ülkeye benzer tehditlerin yöneltilebileceğini gösterdiğini belirterek, Türkiye açısından en önemli meselenin “iç cepheyi güçlendirmek” olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı’nın sıkça dile getirdiği bu vurgunun hayati önem taşıdığını ifade eden Arınç, bunun sadece söylemle değil somut adımlarla mümkün olabileceğini kaydetti.
Bu kapsamda adalet ve hukukun üstünlüğü alanında acil reformlara ihtiyaç olduğunu belirten Arınç, cezaevlerindeki siyasi suçluların, fikir ve düşünce suçlularının, gazetecilerin ve hasta mahkûmların özgürlüklerine kavuşması gerektiğini dile getirdi. Şiddete bulaşmamış kişilerin terör suçlusu gibi yargılanmasına da son verilmesi çağrısında bulundu.
Reform Vurgusu
Arınç, “terörsüz Türkiye” hedefiyle yürütülen sürecin en kısa sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekerek, toplumsal fay hatlarının derinleşmesini önleyecek bir sevgi ve kucaklaşma iklimine ihtiyaç olduğunu ifade etti. AK Parti’nin kuruluş yıllarındaki reformcu ruhuna atıf yapan Arınç, benzer bir reform hareketinin Türkiye’yi daha güçlü ve sağlam bir yapıya kavuşturacağını savundu.
Açıklamasını “Reçete belli, yol belli, menzil belli. Bize düşen bu fidana su taşımaktır” sözleriyle tamamlayan Arınç, iktidarından muhalefetine kadar toplumun tüm kesimlerinde ortak bir sorumluluk bulunduğunu vurguladı.