AK Parti’nin kurucu isimlerinden ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin geçmişten bugüne uzanan siyasi serüvenine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyasetten uzak olduğu 2015 yılından bu yana açıklamalarıyla zaman zaman gündeme gelen Arınç, kurucuları arasında yer aldığı AK Parti’nin yeniden kuruluş dönemindeki temel ilkelerine yönelmesi gerektiğini söyledi.
Milli Görüş’ten AK Parti’nin kuruluşuna uzanan süreç
Siyasete Milli Görüş hareketinin ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’nde başladığını anlatan Arınç, siyasi hayatında Necmettin Erbakan’ın önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok ismin siyasete atılmasında Erbakan’ın etkili olduğunu ifade eden Arınç, Erbakan’ın istişareye önem verdiğini ancak nihai kararı kendisinin verdiğini söyledi.
Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemlerine de değinen Arınç, Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından yaşanan Yenilikçi-Gelenekçi ayrışmasında Abdullah Gül lehine çekildiğini aktardı.
AK Parti’nin kuruluş sürecinde ise kendisiyle birlikte Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdüllatif Şener’in öne çıkan isimler arasında bulunduğunu belirten Arınç, partinin kuruluş felsefesinin Milli Görüş çizgisinden farklı bir siyasi anlayış ortaya koyduğunu vurguladı.
“Muhafazakâr demokrat” kimliği ve AB yaklaşımı
Arınç, AK Parti’nin kendisini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlamasının önemli olduğunu belirterek, Milli Görüş’ün bir ideal olduğunu ancak yeni partinin farklı bir siyasi kimlik oluşturduğunu söyledi.
AK Parti’nin Milli Görüş hareketinden ayrıştığı noktalardan birinin Avrupa Birliği perspektifi olduğunu ifade eden Arınç, partinin kuruluş döneminde Batı dünyasına yönelik verdiği mesajların da bu anlayışın bir parçası olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin 2005 yılında Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamasında bu yaklaşımın önemli rol oynadığını belirten Arınç, AK Parti iktidarının ilk dönemini ise oldukça başarılı bulduğunu söyledi.
“2013’e kadar muhteşem bir dönemdi”
Arınç, AK Parti iktidarının 2013 yılına kadar olan dönemini “muhteşem” olarak nitelendirdi. Sağlık, ulaştırma ve enerji başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini belirten Arınç, Türkiye’nin Avrupa Birliği kriterlerine uyum konusunda da ciddi adımlar attığını savundu.
Ancak Arınç’a göre 2013 sonrasında siyasi atmosfer değişmeye başladı. FETÖ yapılanmasıyla yaşanan süreç, Suriye’deki gelişmeler, Gezi Parkı olayları, çözüm sürecinin sona ermesi ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi gelişmelerin hükümetin siyasi dengesini etkilediğini söyledi.
Arınç, AK Parti’nin ilk yıllarında yakaladığı yükseliş ivmesinin daha sonraki dönemde aynı şekilde sürdürülemediğini belirterek, partinin yeni bir reform hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Ergenekon ve 17-25 Aralık değerlendirmesi
Ergenekon davalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arınç, dönemin hâkim ve savcılarının siyasi tartışmaların odağına yerleştiğini hatırlattı. Hükümetin davaların bütün aşamalarını desteklediği yönündeki değerlendirmelere katılmayan Arınç, davalara farklı unsurların dahil edilmesini doğru bulmadığını söyledi.
17-25 Aralık sürecinin ise AK Parti içerisinde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirten Arınç, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi ve ailesi hakkında ortaya atılan iddialar karşısında tedbir alma ihtiyacı hissettiğini dile getirdi.
Gezi Parkı ve siyasi kırılma
Gezi Parkı protestolarını da değerlendiren Arınç, olayların ilk aşamasında iyi niyetli insanların bulunduğunu ancak süreç ilerledikçe olayların sertleştiğini ve farklı örgütlerin devreye girdiğini savundu.
Gezi olaylarının Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinde önemli bir travma oluşturduğunu ifade eden Arınç, bu dönemin AK Parti’nin siyaset tarzında da önemli değişikliklere neden olduğunu söyledi.
Arınç, AK Parti’nin siyasi performansını değerlendirirken, “Birinci dönemdeki yükseliş trendimiz ikinci dönemde devam etmedi” görüşünü dile getirdi.
“AK Parti kuruluş ilkelerine dönmeli”
Siyasi hayatındaki değişime de değinen Arınç, 2014 yılında Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından aktif siyasetteki rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nda görev aldığını anlatan Arınç, yaklaşık bir buçuk yılın ardından bu görevden ayrıldığını söyledi.
Arınç, AK Parti’nin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde ise mesajını açık biçimde ortaya koydu. Partinin yeniden kuruluş dönemindeki temel prensiplerine dönmesi gerektiğini savunan Arınç; hukuk, liyakat, ehliyet ve istişare mekanizmalarının güçlendirilmesine dikkat çekti.
Eski Başbakan Yardımcısı, AK Parti’nin kuruluş felsefesindeki reformcu anlayışın yeniden canlandırılması halinde partinin siyasi olarak yeni bir ivme kazanabileceği görüşünü dile getirdi.
Arınç’ın açıklamaları, AK Parti’nin geçmişteki siyasi çizgisi ile bugünkü yönetim anlayışı arasındaki farklara ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, özellikle ehliyet, liyakat, istişare ve kuruluş ilkelerine dönüş vurgusu dikkat çekti.