GÜNDEM

Danıştay’dan Akın Gürlek’in Bakanlık Atamasına Dava Yolu: Esastan İnceleme Kararı

Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Ankara Barosu’na bağlı avukatlar tarafından açılan ve Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasına ilişkin davada önemli bir gelişme yaşandı. Dosyayı değerlendiren Danıştay 12. Dairesi, başvurunun esastan incelenmesine karar verdi.

Avukatlar tarafından sunulan dava dilekçesinde, Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevine atanmasının savcılık görevini kendiliğinden sona erdirdiği yönündeki yorumun hukuken kabul edilemez olduğu savunuldu. Dilekçede, bu durumun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 139. maddesi ile güvence altına alınan “hakim ve savcıların azledilemeyeceği” hükmüyle çeliştiği ifade edildi.

“Yemin hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz”

Başvuruda ayrıca, söz konusu atamanın kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmiş gibi değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Avukatlar, bakanlık yemininin yapılmış olmasının da işlemin hukuka aykırı niteliğini ortadan kaldırmayacağını belirtti. Dilekçede, atama işleminin gerçekleştirildiği anda 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile anayasanın ilgili hükümlerine açıkça aykırı olduğu ileri sürülerek iptal talebinde bulunuldu.

Yürütmenin durdurulması da istendi

Davacılar, Gürlek’in hem Adalet Bakanı hem de Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla görev yapmasının yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı açısından sonuçlar doğurabileceğini belirterek atama kararının yürütmesinin durdurulmasını da talep etti.

Karar 4’e karşı 1 oyla alındı

Danıştay 12. Dairesi, yapılan başvuruyu reddetmeyerek davanın esastan görüşülmesine hükmetti. Daire, 4’e karşı 1 oyla aldığı kararda davacıların dava açma ehliyetinin bulunduğunu kabul etti. Ayrıca dava dilekçesinin Cumhurbaşkanlığı’na tebliğ edilmesine ve yürütmenin durdurulması talebinin, karşı tarafın savunmasının alınmasının ardından değerlendirilmesine karar verildi.

Söz konusu karar, atama işleminin hukuki boyutunun yüksek yargı tarafından ayrıntılı şekilde inceleneceği anlamına geliyor. Davanın ilerleyen aşamalarında verilecek kararın, yargı ve yürütme ilişkileri açısından önemli bir emsal oluşturabileceği değerlendiriliyor.