EKONOMİ

Elektrik Faturalarında Yeni Limit Tartışması: “Gizli Zam” Uyarısı

Elektrik faturalarında doğrudan tarife artışının yanı sıra, yüksek tüketim sınırlarının aşağı çekilmesi de yeni bir maliyet tartışmasını beraberinde getirdi.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Mahir Ulutaş, tüketim limitinin düşürülmesi halinde daha fazla hanenin yüksek tüketimli tüketici kapsamına girebileceğini belirterek bunun tüketiciler açısından “zam yapılmadan zam” etkisi yaratabileceğini savundu.

Elektrikte uygulanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) kapsamında mesken aboneleri için belirlenen yıllık tüketim sınırı 2025'te 5 bin kilovatsaat iken, 2026 yılı için 4 bin kilovatsaate indirildi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2026 düzenlemesiyle yaklaşık 2,5 milyon mesken abonesinin, yani konut abonelerinin yaklaşık yüzde 6'sının bu kapsamdan etkilenmesinin beklendiğini açıkladı.

Yeni limit daha fazla haneyi etkileyebilir

SKTT'de belirlenen sınırı aşan ve ikili anlaşması bulunmayan yüksek tüketimli tüketicilere, ulusal tarifeden farklı olarak elektrik enerjisinin maliyetini yansıtan dinamik bir tarife uygulanıyor. EPDK'nın açıklamasına göre ulusal tarifede devlet desteği bulunurken, yüksek tüketimli tüketicilerde farklı bir fiyatlandırma mekanizması devreye giriyor.

EMO Genel Başkanı Mahir Ulutaş ise tartışmanın yalnızca elektrik tarifesine yapılan resmi zamlarla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ulutaş'a göre tüketim sınırının aşağı çekilmesi, daha fazla hanenin yüksek tüketimli tarifeye geçmesine neden olarak faturaları artırabilecek bir sonuç doğurabilir.

Dört kişilik bir hanenin aylık ortalama elektrik tüketiminin yaklaşık 230 kilovatsaat olduğu hesabını paylaşan Ulutaş, bunun yıllık yaklaşık 2 bin 760 kilovatsaatlik tüketime karşılık geldiğini belirtiyor. Isınma amacıyla elektrik kullanımı gibi ek tüketimler dikkate alındığında, bazı hanelerin belirlenen sınıra yaklaşabileceğine dikkat çekiyor.

EPDK: Ulusal tarifede değişiklik yapılmadı

EPDK ise düzenlemenin bütün elektrik abonelerinin faturalarını otomatik olarak artırdığı anlamına gelmediğini belirtiyor. Kurumun açıklamasına göre 2026'da meskenler için son kaynak limiti 4 bin kilovatsaat olarak belirlendi ve bu sınırı aşan yüksek tüketimli tüketicilerin desteklenen gruptan çıkarılarak gerçek maliyetlere dayalı elektrik enerjisi tedarik etmeleri amaçlandı.

Dolayısıyla tartışmanın temel noktası, ulusal tarifeye doğrudan bir zam yapılmasından ziyade, daha düşük tüketim seviyesindeki abonelerin SKTT kapsamına girme ihtimali olarak öne çıkıyor.

Faturanın büyük bölümünü dağıtım bedeli oluşturuyor

Elektrik faturalarındaki maliyet tartışmasının bir diğer başlığını ise dağıtım bedeli oluşturuyor.

EMO'nun hesaplamalarına göre 1 Nisan 2021'de aylık 230 kilovatsaat tüketen dört kişilik bir ailenin elektrik faturası 183,4 TL iken, Nisan 2026'da aynı tüketim için hesaplanan tutar 744,7 TL'ye yükseldi. Bu artış yaklaşık yüzde 306 olarak hesaplandı.

EMO'nun aynı çalışmasında, beş yıllık dönemde enerji bedelindeki artış yüzde 24,5 olarak hesaplanırken dağıtım bedelindeki artışın yüzde 880'e ulaştığı belirtildi. Nisan 2026 itibarıyla düşük tüketimli konut faturasının yaklaşık yüzde 74,8'inin dağıtım bedelinden oluştuğu ifade edildi.

Bu rakamlar EMO'nun hesaplamalarıdır; kurum, dağıtım bedelindeki yükselişin elektrik faturaları üzerindeki etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Milyonlarca hane elektrik desteğine ihtiyaç duyuyor

Elektrik faturalarının hane bütçesindeki yükü, sosyal yardım verileriyle de gündeme geliyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine dayandırılan 2026 yılı ilk yarı verilerine göre 1,8 milyon hanenin elektrik faturasını sosyal yardım desteği olmadan karşılayamadığı bildirildi. Aynı dönemde 606 bin 800 hanenin de doğalgaz faturası için sosyal yardıma ihtiyaç duyduğu aktarıldı.

Öte yandan 2026'nın Ocak-Ağustos döneminde sokak ve cadde aydınlatmaları kapsamında 21 elektrik dağıtım şirketine bütçeden yaklaşık 6,46 milyar TL ödeme yapıldığına ilişkin veriler de tartışmaya eklendi.

EMO'dan kamusal yapı çağrısı

Mahir Ulutaş, elektrik fiyatlarının yalnızca piyasa koşullarına bırakılmaması gerektiğini savunarak üretim, iletim ve dağıtım süreçlerinde daha güçlü bir kamu otoritesinin oluşturulması çağrısında bulunuyor.

Önümüzdeki dönemde elektrik faturalarındaki tartışmanın yalnızca resmi tarife zamları üzerinden değil, Son Kaynak Tedarik Tarifesi'ndeki tüketim sınırı, dağıtım bedelleri ve sosyal destek mekanizmaları üzerinden de sürmesi bekleniyor.