Yaralı Bir Dişi Panter / Mustafa Temiz Yazdı...

"Hissettim, ben bunun farkına vardım" derken elleri titriyordu. Sık sık alt dudağını ısırıyor, ağlama duygusunu sanki alt dudağını ısırarak frenlemeye çalışıyordu.

16 Temmuz 2022 Cumartesi 01:51
Yaralı Bir Dişi Panter / Mustafa Temiz Yazdı...

"Hissettim, ben bunun farkına vardım" derken elleri titriyordu. Sık sık alt dudağını ısırıyor, ağlama duygusunu sanki alt dudağını ısırarak frenlemeye çalışıyordu.

Şoku atlatamadığını, sürekli kendini sorguladığını anlattı.

Kahvesini masaya bıraktığımda, bardağı sapından değil bedeninden tutar gibi yaptı  ovaladı, kahveye dikti gözlerini, gözleri dolu dolu oldu.

Aldatılarak kadınlığı aşağılanmıştı. Kendine güvenini yitirdiğini söylerken, içinin acısını kelimelere dökemiyordu.

Öfke patlaması geçiriyordu. Normal yaşamı içinde kimselerle paylaşamadığını, hep kendini suçladığını, bunu her konuyu paylaştığı arkadaşlarına bile anlatamadığını söylüyordu.

Bunu iyi ki paylaşmadığını söylerken çekinerek konuşuyordum. Bu gibi durumlarda çaresizlik ve öfkeyle birlikte yanlış yönlendirilebileceğini, bu yanlış hamleyle hayatının daha da kaosa dönebileceğini izah ettim.

Aklı başında, iş güç sahibi bir kadın ama aldatılmıştı.

Hazmedemiyordu aldatılmayı. Kendisi donanımlı, işinde gücünde parasını kazanan ekonomik özgürlüğü elinde biriydi. Yaşam standartları eve iki maaş girince oldukça iyiydi.

Çalışan bir kadın olarak, evine döndüğü zamanlarda da evinin kadını olabilmek için çabaladığını anlatıyordu.

Kadınlığından başlayan sorgulamaları , kafasında dönen neden, niçin soruları arasında günlerdir düzensiz uykular, baş ağrıları ve hatta öfke krizleri içinde günler geçirdiğini söylüyordu.

Saatlerce konuştuk.

İlk kez mantığımın durduğunu hissettim. Aldatılan bir kadına nasıl bir dille konuşulur bulamadım, bilemedim, onu teskin edecek kelimenin " sakin ol" olmadığını da o anda öğrendim.

Çevreden gelen baskılar da ruh halini fazlasıyla etkilemişti.  Bu baskıyı yaratan çevre, özellikle ailesiydi. “yuvanı koru” şeklinde yapılan baskı, bazen “boşan” dayatmasına da  varıyordu.

Gözlemlediğim şeylerden biri de, ilişkide sadakatsizlik durumunda, aldatıldığını öğrenen bir kadın için açık ya da bastırılmış öfke, kaygı bozukluğu ya da depresyon oluşma ihtimali çok yüksek. Karşımda hakarete uğramış, aşağılanmış bir ruh halinde çökmüş bir kadın vardı. Oysa bu ihanetin oluştuğu yerde o iki kişiden biri o değildi ama bu çarpıklığın en merkezinde kalmış, öğrendikten sonraki hali ise burada tarif edilecek gibi değildi.

Aldatıldığını öğrenen bir kadının yaşadıklarını, arkadaşlarıyla ve ailesi ile paylaşmasının doğal bir durum olduğunu söyledim. Çünkü onun yanındayken huzur bulduğu dertdaşı biri olabileceğini biliyordum. 

Ancak, burada önemli noktanın, son kararı kişinin kendisinin vermesi gerektiğini hatırlattım. Mantığının, öfkesine ve ihanet acısına yenik düşmemesi gerektiğinde ısrar ettim. Ailesi böyle bir durumda "yalnız değilsin" derken, bundan sonraki yaşamına da adeta müdahil ve karar verici oluyordu. Kararı kendisinin vereceğine ikna oldu, içime su serpildi.

"Mücadele edeceğim..." dediğinde gözlerindeki az önceki keder görüntüsü gitmiş, daha dik bakan bir kararlılık haline bürünmüştü...

Eşini o kadına bırakmayacaktı. Araştırmış, sormuş soruşturmuştu. Daha yaşı çok genç  biriymiş, sürekli farklı erkeklerle düşüp kalkan biri olduğunu da öğrenmiş. Gerekirse gidip onu bulacağını ve bu kararını ona da söyleyeceğini söylediğinde, " dur bunu yapma" diyebildim.

Sustu. Ne diyeceğimi bekler, gözlerini bana çevirdi bir beklentiye geçti. Sadece " o kim? Niye gideceksin ki... O isimsiz  biri, eşinin soyadını taşıyan sensin, sen kimlikli ve hatta ruhsatlı eşsin, o sadece bir cinsel objeden başka bir şey değil.. Niye gidip ona değer katacaksın ki.. Bunun yerine eşini karşına al konuş" diyebildim.

Nefes alıp verdi, masanın üstündeki kahve bardağını dipledi, üstüne su içti ağzını temizledi.

"Sen benim yerimde olsan ne yapardın?" gibi empati yapmakta zorlandığım bir ruh haline sürükledi beni bu sözleriyle... Ben de devam ettim.

"Böyle bir durumda ne yapacağından bahsetmeliyiz. İkimiz de biliyoruz ki, aldatılmanın sonuçları inanılmaz zor. Yaşanılan duygular tarif edilemez. Ancak devam etmeye karar verdiysen, odaklanman gereken tek bir şey var " İyileşmek". Kaçınılmaz olan şeylerden bir tanesi şu, sen istesen de istemesen de, yaşadıkların aklına gelecek ve üzüleceksin. Ama iyileşme sürecine girdiğinde, bu duyguların verdiği acı zamanla azalacak. Bunu dene ve güven duygusunu yeniden kazandırması için eşine zaman ver. İkinizde akıllı insanlarsınız, bu evliliği yürütmeyi becerin, sen sahip çık ki, birileri hep ikinci kadın olduğunu anlasın, çünkü o adamın 1 numarası sensin, ikinizin evlilik cüzdanınızda fotoğraflarınız niye yanyana, bu farkını unutma" diyebildim.

Yerinden kalktı, saçlarını düzeltti, gözlerinde sanki karanlıktan henüz çıkmış ışığa alışmaya çalışan tepkiler vardı.

Giderken ayak üstü kitaplığıma baktı bir iki kitabı aldı açtı baktı. " Bana okumam için verdiğin kitaplar çok iş yaptı hayatımda biliyorsun değil mi" diye sordu. Sadece gülümsedim.

"Yeniden başlıyorum beni hala lisede say usta, hadi bana bir kitap ver gideyim" dediğinde "bekle" dedim.

Bulmam biraz zaman aldı. Diğer odadaki kütüphanemden çıktığımda elimde ona uzattığım İlhan Uçkan'ın kitabıydı.

Kitabı aldı, kapağına baktı, gülümsedi. Sessizce  " sessiz sedasız çözeceğim merak etme" dedi.

"Güçlü ol bırakma kendini, sen daha iyisin unutma" dedim...

Sokağa çıktığında perdenin arkasından ona baktım. Yürürken bir kaç saat önce gelen kadın gitmiş, yerine yürürken kararlı adımlar atan, yaralı bir dişi panter ve hatta bir amazon edası bile gördüm.

16 Temmuz 2022

Mustafa Temiz

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.