<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dare Medya</title>
    <link>https://www.daremedya.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.daremedya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 09:38:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dokuz Eylül'den halk sağlığına önemli adım]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/dokuz-eylulden-halk-sagligina-onemli-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/dokuz-eylulden-halk-sagligina-onemli-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir'in Kiraz ve Beydağ ilçelerinde yürüttüğü saha çalışmalarıyla bruselloz hastalığına karşı farkındalık oluşturmayı ve erken tanıyı yaygınlaştırmayı hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), bilimsel araştırmalarını sahaya taşıyarak toplumsal katkı üretmeye devam ediyor.</p>

<p>Üniversite bünyesinde yürütülen çalışmalar, Bilim İletişimi Ofisi aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılırken; akademik bilgi, toplum yararına uygulamalara dönüştürülüyor.</p>

<p>DEÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) desteğiyle yürütülen TCD-2024-3506 kodlu proje kapsamında, İzmir'in Kiraz ve Beydağ ilçelerinde bruselloz farkındalığının artırılmasına yönelik saha çalışmaları başlatıldı. Proje çerçevesinde bölgede yaşayan vatandaşlara yönelik bilgilendirme ve tarama faaliyetleri gerçekleştiriliyor.</p>

<p><strong>ERKEN TANI VE FARKINDALIK VURGUSU</strong></p>

<p>Beydağ ve Kiraz Devlet Hastanelerinde gerçekleştirilen taramalarda, bruselloz hastalığında erken tanının önemi ön plana çıkarılıyor. Çalışmalarla, bölge halkında farkındalık oluşturulması ve hastalığın yayılımının önlenmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/05/deuden-kiraz-ve-beydagda-halk-sagligina-yonelik-onemli-adim-1-1777961860-899-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Üniversitemiz Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Kardiyoloji ve Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dallarının katkılarıyla yürütülen proje; 'Tek Sağlık' yaklaşımı doğrultusunda hem insan sağlığını hem de çevresel ve hayvansal faktörleri birlikte ele alıyor. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar, toplum sağlığının korunmasına katkı sunarken aynı zamanda bilimsel veri üretimine de önemli katkılar sağlıyor.</p>

<p><strong>'BİLİMSEL BİLGİYİ SAHADA KARŞILIK BULAN BİR DEĞERE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ'</strong></p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, üniversite olarak bilimsel birikimimizi sahaya yansıtarak toplum sağlığına katkı sunmayı öncelikli sorumluluklar arasında gördüklerini belirterek, 'Bruselloz gibi halk sağlığını yakından ilgilendiren hastalıklarda erken tanı ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Bu projeyle hem bölge halkının bilinçlendirilmesini sağlıyor hem de bilimsel verilerle desteklenen sürdürülebilir sağlık politikalarına katkı sunuyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/dokuz-eylulden-halk-sagligina-onemli-adim</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/dokuz-eylulden-halk-sagligina-onemli-adim.webp" type="image/jpeg" length="55039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda miyopi hızla artıyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren miyopi (kısa görüşlülük) hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 30'unun miyopi sorunu yaşadığını belirten Yılmaz, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 50'ye ulaşabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Miyopi, uzaktaki cisimlerin bulanık görülmesine neden olan bir göz kırma kusuru olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında özellikle 5-12 yaş arasında sık görülen hastalık, çoğunlukla okul döneminde fark ediliyor.</p>

<p><img height="419" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/04/1777880662-do-dr-hayati-y-lmaz-1777908902-364-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörler, uzun süre yakın mesafeye bakma, ekran kullanımının artması, açık hava aktivitelerinin azalması ve yetersiz ışıkta okuma gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor. Doç. Dr. Yılmaz, çocuklarda miyopinin çoğu zaman sinsi ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmesinin zor olduğunu vurguladı. Tahtayı görememe, gözleri kısma, ekrana çok yakından bakma ve gözleri sık ovuşturma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tedavide temel amacın görmeyi netleştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten uzmanlar; gözlük, özel kontakt lensler, ortokeratoloji ve yeni nesil ışık terapisi gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle açık hava aktivitelerinin artırılması ve ekran süresinin azaltılması, en etkili koruyucu önlemler arasında yer alırken, belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesinin kritik önem taşıdığının altı çizildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="60598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker hastaları tüp bebek yaptırabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hem tip 1 diyabette hem de tip 2 diyabette güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, 'Hem tip1 diyabette hem tip 2 diyabette, güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak, tüp bebek tedavisine başlamadan önce, kan şekerinin düzenlenmiş olduğuna gerek ilaç kullanılıyorsa gerekse ilaç kullanılmıyorsa, takip altında ve düzgün olduğuna emin olmak gerekir ki tedavide başarı üst düzey olabilsin.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi.webp" type="image/jpeg" length="15423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günde 7 bin adım omurga ağrılarını azaltabilir]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omurga yıpranmasını yavaşlatmak için erken tanı ve günlük yükün doğru yönetilmesinin önemine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, özellikle günlük yaklaşık 7 bin adımın üzerine çıkıldığında, ek bir sağlık sorunu yoksa ağrı ve şikâyetlerin azalacağı bilinmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun taşıyıcı ve hareket sağlayan ana yapısı omurga, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Ancak sanılanın aksine yalnızca ilerleyen yaşla değil; günlük alışkanlıklar, sigara kullanımı ve kilo-kas dengesi gibi faktörlerle de zaman içinde yıpranır.</p>

<p>Bu sürecin aslında 'yaşlanma' değil, kullanım ile ilişkili bir dejenerasyon olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, 'Bel ve boyun ağrılarında hangi durumların doğal sayılabileceğini, hangilerinin değerlendirilmesi gerektiğini ayırt etmek önemli. Her dejenerasyon bulgusu hastalık değildir ancak uzun süren ve ihmal edilen şikâyetler daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir' dedi.</p>

<p><strong>İKİ HAFTADAN UZUN SÜREN AĞRILAR RİSK TAŞIYOR</strong></p>

<p>Bel ve boyun ağrılarının günlük yaşamda oldukça sık karşılaşılan şikâyetler olduğunu ve çoğu zaman ciddi bir yapısal sorundan kaynaklanmadığını vurgulayan Kaya, kas spazmı, ani zorlanmalar, hazırlıksız yapılan egzersizler, sıcak-soğuk hava değişimleri ya da enfeksiyon sonrası gelişen kas ve eklem ağrıları en yaygın nedenlerden olduğuna dikkati çekerek, 'Ağrının giderek artması, kol veya bacaklara sinir hattı boyunca yayılması ve buna uyuşma, his kaybı, kas güçsüzlüğü ya da yürüme zorluğunun eşlik etmesi durumunda tablo basit bir kas sorununu aşmış olabilir. Özellikle şikâyetler iki haftadan uzun sürüyor, sık tekrarlıyor ve yaşam kalitesini etkiliyorsa, 'nasıl olsa geçer' demek yerine bir sağlık merkezine başvurmak gerekir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yastık seçimi, özellikle boyun dejenerasyonu olan kişilerde zaman zaman rahatlama sağlayabilir ancak belirleyici olan uyku pozisyonundan ziyade, gün içinde tekrarlayan duruş alışkanlıklarıdır diyen Kaya, kalıcı rahatlama için günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi ve omurgaya binen yükün doğru yönetilmesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir.webp" type="image/jpeg" length="54244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar diş ipinin, ağız ve diş sağlığında ihmal edilmemesi gereken temel bakım adımlarından biri olduğunu belirtirken, sert ve ani hareketlerin, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabileceğine dikkat çekti. Periodontoloji Umzanı Dr. Öğr. Üyesi Güler, diş ipinin genellikle akşam yatmadan önce ve diş fırçalandıktan sonra kullanılmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlar hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en önemli adımlarından birinin, yalnızca diş fırçalamakla yetinmeyip diş aralarının da etkili şekilde temizlenmesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bu noktada diş ipi kullanımı, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak doğru teknikle uygulanmadığında istenilen faydayı sağlamadığı gibi diş etlerine zarar da verebilir.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımına başlarken yaklaşık 30-40 santimetre uzunluğunda bir parça koparmak gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Daha kısa bir ip, parmaklara yeterince sarılamayacağı için kullanım sırasında kayabilir ve kontrolü zorlaştırır. Koparılan diş ipi, iki elin orta parmaklarına sarılarak sabitlenir. Bu sayede ip, kullanım sırasında kaymaz ve daha kontrollü hareket ettirilebilir. Üst dişlerin temizliğinde baş parmaklar, alt dişlerde ise işaret parmakları kullanılarak daha rahat bir uygulama sağlanır.' şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/04/1746003379-k-bra-g-ler-1746365546-352-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DİŞ İPİNİN AMACI, DİŞİ SARARAK YÜZEY TEMİZLİĞİ SAĞLAMAK!</strong></p>

<p>Diş ipinin temel amacının, yalnızca diş aralarına girip çıkmak olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Asıl hedef, dişin yüzeyine temas ederek dişin çevresini saracak şekilde temizlik sağlamaktır. Diş ipi, iki diş arasına nazikçe yerleştirildikten sonra temas noktasından hafif bir hareketle geçirilir ve diş etinin yaklaşık 1 mm altına kadar ilerletilir. Ardından ip, dişe 'C' şeklinde sarılarak yukarı doğru çekilir. Aynı işlem, komşu diş için de tekrarlanır. Böylece iki diş arasındaki her iki yüzey de etkin şekilde temizlenmiş olur. Tüm diş araları bu yöntemle tek tek temizlenmelidir.'</p>

<p><strong>DİŞ İPİ KULLANIMININ AKŞAM YATMADAN ÖNCE YAPILMASI DAHA UYGUN!</strong></p>

<p>Diş ipi kullanımının günde bir kez, tercihen akşam yatmadan önce yapılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'Bunun nedeni, gece uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Tükürük miktarının düşmesiyle birlikte ağızda kalan yiyecek artıkları bakteri plağına dönüşür ve bu durum çürük ile diş eti hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle gece yatmadan önce hem dişlerin fırçalanması hem de diş aralarının temizlenmiş olması büyük önem taşır.' dedi.</p>

<p>Diş ipi kullanımında en doğru yaklaşımın, önce dişlerin fırçalanması, ardından diş ipi ile ara yüz temizliğinin yapılması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Diş fırçası, dişlerin görünen yüzeylerini temizlerken, diş ipi ulaşılması zor olan ara yüzlerde etkili olur.' bilgisini paylaştı.</p>

<p>Yanlış teknikle kullanıldığında diş ipinin diş etine zarar verebileceği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, 'İnce ve keskin yapısı nedeniyle agresif hareketlerle kullanıldığında diş etinde kesilmelere yol açabilir. Bu nedenle diş ipini dişlerin arasından geçirirken aceleci davranmamak gerekir.' dedi.</p>

<p>İpin, temas noktasından yavaş ve kontrollü şekilde geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Güler, 'Sert ve ani hareketler, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabilir. Oysa doğru kullanımda ip, diş etine zarar vermeden diş yüzeyine sarılarak temizleme işlemini gerçekleştirir. Diş ipinin dişlerin arasını açtığı yönündeki inanış da yaygındır. Ancak bu doğru değildir. Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz. Aksine, yanlış ve sert kullanım diş etine zarar vererek çekilmelere neden olabilir. Bu da zamanla diş aralarında boşluk oluştuğu izlenimini yaratabilir. Özellikle dişleri sıkı temas eden kişilerde diş ipi kullanımı zor olabilir, ancak bu durum kullanımın bırakılmasını gerektirmez.' açıklamasını yaptı..</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar.webp" type="image/jpeg" length="28762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinde umut artıyor... Uzmanlardan kişiye özel tedavi vurgusu]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut' söyleşisinde uzmanlar, erken tanı, gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve kişiye özel tedavilerin hastalıkla mücadelede çarpan etki yarattığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en sık görülen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alan akciğer kanseri, çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle geç teşhis edilebiliyor.</p>

<p>Her yıl dünya genelinde 2 milyonun, Türkiye'de ise yaklaşık 40 bin kişinin bu hastalıkla karşılaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Acıbadem Maslak Hastanesi'nde düzenlenen 'Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut' söyleşisinde, hastalığın tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. Etkinlikte uzmanlar, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekerken, kişiye özel tedavi yaklaşımları ve modern tıbbi yöntemlerin umut verici sonuçlar sunduğunu ifade etti. Göğüs Hastalıkları, Göğüs Cerrahisi, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi ve Nükleer Tıp alanlarından uzmanların katıldığı programda, multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısını artırdığı vurgulandı. Uzmanlar, özellikle sigara kullanımının en büyük risk faktörü olduğunu ve elektronik sigaraların da sanıldığı kadar masum olmadığını belirtti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/26/1776781846-prof-dr-tevfik-fikret-ermik-1777208922-507-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, risk grubundaki bireylerin düzenli kontroller yaptırmasının önemine dikkat çekerken, Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik PET-CT'nin hastalığın evrelenmesinde kritik rol oynadığını söyledi. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise erken evrede cerrahinin yüksek başarı oranı sunduğunu ve robotik cerrahi gibi gelişmiş yöntemlerin iyileşme sürecini hızlandırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, günümüzde tümörün genetik özelliklerine göre kişiye özel tedavi uygulandığını ve immünoterapi ile hedefe yönelik tedavilerin yaşam süresini artırdığını belirtti. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ise gelişen radyoterapi teknolojileri sayesinde daha hassas ve etkili tedavilerin mümkün hale geldiğini aktardı.</p>

<p><img height="403" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/26/1776781850-sevil-ak-1777208890-606-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Etkinliğe katılan oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak annesinin akciğer kanseriyle mücadelesini paylaşarak, 'Tünelin ucunda hep bir ışık vardı' sözleriyle umudun önemine dikkat çekti. Akı, doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü destek sisteminin tedavi sürecinde belirleyici olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/akciger-kanserinde-umut-artiyor-uzmanlardan-kisiye-ozel-tedavi-vurgusu.webp" type="image/jpeg" length="61783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'ya yurt dışından ilaç alımı için yeni usul ve esaslar belirlendi]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3'üncü maddesinin (h) bendi kapsamında yurt dışından gerçekleştireceği beşerî tıbbî ürün (ilaç) alımları ve bunlara ilişkin hizmet alımlarının usul ve esasları Resmi Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yurt dışından yapacağı özel nitelikteki ilaç ve tıbbi ürün alımlarında yeni bir düzenlemeye kavuştu.</p>

<p>Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı: 11190) ile 'Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (h) Bendi Kapsamında Yurt Dışından Gerçekleştirilecek Beşerî Tıbbî Ürün Alımları ve Bunlara İlişkin Hizmet Alımlarına Dair Usul ve Esaslar' yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karar, SGK'nın kamusal ihale kurallarının dışında tutulan (h) bendi kapsamında, yurt dışından temin edeceği beşerî tıbbi ürünler (ilaçlar) ile bu alımlara bağlı hizmetlerin (lojiistik, gümrük, depolama vb.) nasıl gerçekleştirileceğini belirliyor. Bu düzenleme, özellikle yurtiçinde bulunmayan veya tedariki zor olan kritik ilaçların SGK tarafından daha hızlı ve etkin şekilde temin edilmesini amaçlıyor. Kararda alım süreci, fiyat araştırması, sözleşme koşulları, ödeme usulleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin detaylı hükümler yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SGK'nın bu kapsamdaki alımları, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun genel ihale prosedürlerinden muaf tutulurken, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi hedeflendi.</p>

<p>Söz konusu Cumhurbaşkanı kararının detayına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260424-14.pdf" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/sgkya-yurt-disindan-ilac-alimi-icin-yeni-usul-ve-esaslar-belirlendi.webp" type="image/jpeg" length="17050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlanan nüfusta aşılamanın önemi artıyor... 65+ yaş aşıları hayati önemde]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun yüzde 11'e ulaşması, ülkemizin hızla yaşlanan bir topluma dönüştüğünü ortaya koyuyor. Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 24-30 Nisan Aşı Haftası kapsamında özellikle 65 yaş sonrası dönemde bazı aşıların belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşıların bir kısmı ömür boyu koruyuculuk sağlamadığı için, özellikle 65 yaş sonrasında belirli aşıların düzenli aralıklarla tekrarlanması büyük önem taşır.</p>

<p>Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, geriatrinin yalnızca hastalıkları değil, bireyin genel sağlık durumu ve yaşam kalitesini bütüncül olarak ele aldığını belirterek, 65 yaş sonrasında demans (bunama), depresyon, osteoporoz (kemik erimesi), idrar kaçırma, malnütrisyon (yetersiz beslenme) ve sarkopeni (kas kaybı) gibi sağlık sorunlarının görülme sıklığı arttığına dikkati çekerek, bu sorunların yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edildiği için dile getirilemeyebildiğini söyledi. Hiçbir şikâyeti olmasa bile her yaşlı bireyin yılda en az bir kez geriatri değerlendirmesinden geçmesini önerdiklerini belirten Prof. Dr. Halil, 'Bu yaklaşım hem geriatrik sendromların erken dönemde fark edilmesini hem de koruyucu hekimlik uygulamalarının hayata geçirilmesini sağlar. Örneğin kemik erimesi (osteoporoz) taraması 65 yaş üzerindeki tüm kadınlara, 70 yaş üzerindeki tüm erkeklere önerilmektedir. Bunun yanında aşılar ve kanser taramaları gibi koruyucu sağlık uygulamaları da sağlıklı yaşlanmanın vazgeçilmez bir parçasıdır' dedi.</p>

<p><img height="456" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/22/download-45612883892-europe-west1-run-1776841422-224-x750.png" width="750" /></p>

<p>Aşıların hastalıkları ortaya çıkmadan önleyerek bireysel ve toplumsal sağlığın korunmasında hayati bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 'Türkiye, aşılama alanında önemli başarılar elde etmiş bir ülke olup, toplumsal bağışıklama sayesinde birçok hastalığın görülme sıklığı da belirgin şekilde azalmıştır. Ayrıca aşılar, tedavi maliyetlerini önleyerek sağlık sistemine ekonomik katkı sağlar' diye belirten Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, sözlerine şöyle devam etti: 'Ben bir geriatri uzmanı olarak özellikle yaşlı nüfusa vurgu yapmak isterim. Aşılar çoğunlukla çocukluk dönemiyle ilişkilendirilse de aslında her yaş grubunda koruyucu sağlık açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Özellikle yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik grupta aşılama çok daha kritik hale gelmiştir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşla birlikte bağışıklık sisteminde doğal bir zayıflama meydana geldiğini belirten Halil, diyabet, kalp hastalıkları ve KOAH gibi kronik hastalıkların da enfeksiyon riskini artırdığını ifade etti.</p>

<p>Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan, uzun süreli hareketsizliğin kas kaybı, düşme ve bağımlılık riskini artırdığını vurguladı.</p>

<p>Bazı aşıların yılın her döneminde yapılabildiğini, ancak özellikle solunum yolu viral enfeksiyonları açısından belirli riskli dönemler bulunduğunu belirten Prof. Dr. Halil, aşılama zamanlamasının önemine dikkat çekerek, 'İleri yaş grubunda influenza (grip), RSV ve pnömokok gibi etkenler ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. İnfluenza ve RSV enfeksiyonları özellikle sonbahar aylarından itibaren artar, kış mevsiminde ise en yüksek seviyeye ulaşır. Bu nedenle bu dönemler, özellikle riskli gruplarda aşılama açısından kritik önem taşır. Buna karşılık tetanos, zona, hepatit ve pnömokok gibi bazı aşılar mevsimden bağımsız olarak yılın herhangi bir döneminde uygulanabilmektedir.' diye konuştu.</p>

<p>Halil, 65 yaş üstü bireylerin, hekimlerine başvurduklarında mutlaka aşılanma programı hakkında bilgi almaları ve önerilen aşıları zamanında yaptırmaları büyük önem taşıdığının altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde.webp" type="image/jpeg" length="31298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer tedavisinde yeni umut... Nöromodülasyon yöntemleri öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, ilaçların hastalığı durduramadığını, ancak nöromodülasyon tekniklerinin süreci yavaşlatmada umut vadettiğini belirtiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Alzheimer ve demans tedavisinde ilaç dışı yöntemlerin giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, nöromodülasyon tekniklerinin hastalığın seyrini yavaşlatmada umut verici sonuçlar sunduğunu açıkladı.</p>

<p>Alzheimer hastalığı'nın küresel ölçekte artan bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, mevcut ilaç tedavilerinin hastalığı durduramadığını, yalnızca semptomları sınırlı ölçüde hafiflettiğini ifade etti. Anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmaların sürdüğünü ancak yan etkiler ve maliyet gibi nedenlerle henüz yaygın kullanıma girmediğini söyledi. Nöromodülasyonun; elektrik, manyetik alan, ışık ve ses dalgaları gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen bir yaklaşım olduğunu belirten Şalçini, bu yöntemlerin sinaptik plastisiteyi artırarak beyin ağlarını güçlendirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Alzheimer'ın artık yalnızca protein birikimiyle değil, aynı zamanda bir 'bağlantı hastalığı' olarak değerlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Non-invaziv yöntemlerin günümüzde daha yaygın kullanıldığını belirten Şalçini, özellikle rTMS uygulamasının öne çıktığını ifade etti. Bir diğer yöntem olan tDCS'nin ise düşük yoğunluklu elektrik akımıyla nöronal uyarılabilirliği düzenlediğini ve özellikle hafif bilişsel bozukluklarda etkili olabildiğini aktardı. Ayrıca ultrason temelli Transkraniyal Pulse Stimülasyonu ve odaklanmış ultrason uygulamalarının da derin beyin yapılarına ulaşarak nöroplastisiteyi artırabildiğini ifade etti.</p>

<p>Işık temelli tedaviler ve 40 Hz frekanslı uyarımların da son yıllarda dikkat çektiğini belirten Şalçini, bu yöntemlerin beyin hücreleri üzerindeki olumlu etkilerinin araştırıldığını kaydetti. Tüm bu gelişmelere rağmen demans tedavisinde tek bir standart yaklaşım bulunmadığını vurgulayan Şalçini, tedavi planlarının hastaya özel olarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Nöromodülasyon tekniklerinin ilaç tedavileri ve bilişsel rehabilitasyonla birlikte uygulanmasının daha etkili sonuçlar verebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, nöromodülasyon yöntemlerinin umut verici olmakla birlikte henüz gelişim aşamasında olduğunu ve uzun vadeli etkilerinin netleşmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-noromodulasyon-yontemleri-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="19663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kalp sağlığı uyarısı: Riskler erken yaşta başlıyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 19,2 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirterek, 'Önlenebilir riskleri kontrol etmek hayat kurtarır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının yalnızca yaşlılıkla ortaya çıkan bir sorun olmadığını, risk faktörlerinin çok erken yaşlarda şekillendiğini söyledi. Gündüz, yüksek tansiyon, kötü kolesterol (LDL) yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve kronik stresin değiştirilebilir risk faktörleri olduğunu, yaş, cinsiyet ve aile öyküsünün ise değiştirilemeyen riskler arasında yer aldığını ifade etti. Erkeklerde riskin genellikle 45 yaş sonrası, kadınlarda ise menopozla birlikte arttığını belirtti.</p>

<p>Hastalığın temellerinin gençlik yıllarında atıldığını vurgulayan Gündüz, sigara, sağlıksız beslenme ve genetik yatkınlığın erken dönemde; orta yaşta tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin; ileri yaşta ise kronik hastalıkların daha belirgin hale geldiğini söyledi.</p>

<p>Kalp hastalıklarında erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Gündüz, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk, çabuk yorulma, mide rahatsızlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların artış eğiliminde olduğunu aktaran Gündüz, her yıl milyonlarca kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini, Türkiye'de ise ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını hatırlattı. Korunmanın yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu vurgulayan Gündüz, Akdeniz tipi beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve ideal kilo kontrolünün kalp sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp kasını zorladığını, damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirtti. Ayrıca kilo kaybının tansiyon üzerinde doğrudan olumlu etki yaptığını ve ilaç tedavisinin doktor önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gündüz, kalp sağlığının korunmasının tek bir önlemle değil, uzun vadeli bir yaşam disipliniyle mümkün olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-riskler-erken-yasta-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="38323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği'nden 'elektronik sigara' uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği, gündemdeki yeni tütün kontrolü kanun teklifine ilişkin kaygılarını açıkladı. Dernek, düzenlemenin mevcut kazanımları zayıflatabileceğini ve elektronik sigara gibi ürünlerin önünü açabileceğini savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığa Evet Derneği, son günlerde kamuoyuna yansıyan yeni tütün kontrolü kanun teklifi hazırlıklarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dernek, teklifin mevcut tütünle mücadele politikalarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Açıklamada, kanun hazırlık sürecinin meslek örgütleri, uzmanlık dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarından habersiz yürütüldüğü öne sürülerek, bunun ciddi bir eksiklik olduğu vurgulandı. Dernek, sürecin şeffaf olmamasının kamuoyunda kaygı yarattığını belirtti.</p>

<p></p>

<p>Türkiye'nin 2008 yılından bu yana uyguladığı 'Yüzde 100 dumansız hava sahası' ilkesinin tehlikeye girebileceği ifade edilen açıklamada, yeni düzenlemede yer aldığı iddia edilen 'sigara içme alanları' uygulamasının mevcut yasal düzenlemeleri işlevsiz hale getirebileceği savunuldu. Dernek özellikle elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin poşetlerine ilişkin düzenlemelere dikkat çekti. Bu ürünlerin 'tütün ürünü' kapsamına alınmasının yasaklama değil, aksine serbestleşme anlamına gelebileceği belirtilerek, söz konusu ürünlerin üretim, ithalat ve satışının tamamen yasaklanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><img height="344" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/12/sed-logo-1775995028-757-x750.png" width="750" /></p>

<p>Açıklamada ayrıca, mevcut yasakların uygulanmasında denetim eksiklikleri bulunduğu ve satış noktalarındaki ihlallere yeterli yaptırım uygulanmadığı da dile getirildi. Yeni düzenlemenin hedeflerine ilişkin soru işaretlerine dikkat çeken dernek, halk sağlığını korumaya yönelik adımların geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlığa Evet Derneği, yetkililere çağrıda bulunarak, mevcut tütünle mücadele kazanımlarının korunması ve özellikle gençleri tehdit eden yeni nesil ürünlere karşı daha net ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="24511"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç.Dr.Ahmet İnanır, bel ağrılarının nedenlerini ve korunma yollarını açıkladı. Ağrının bir belirti olduğunu, asıl tedavinin nedenini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. İnanır, fazla kilo, yanlış duruş ve stresin bel sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa bel ağrısı yaşar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki bel sağlığını korumak ve gelecek yıllarda gelişebilecek bel ağrılarından kurtulmak için yapılabileceklerle ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır önemli bilgiler verdi.</p>

<p><strong>BEL AĞRILARI NEDEN OLUR ?</strong></p>

<p>Ağrı bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de ağrı değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir.</p>

<p>6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut Bel Ağrısı denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi bel ağrısı yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30'u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren bel ağrılarına ise Kronik Bel Ağrısı adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek ağrı ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut ağrı döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir.</p>

<p><img height="999" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/17/doc-dr-ahmet-inanir-1739796835-416-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BEL AĞRILARINI TETİKLEYEN SEBEPLER NELERDİR ?</strong></p>

<p>Gerçek bir tedavi yapabilmek için gerçek ağrı kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya bel yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak bel sorunları yaşamaya neden olmaktadır.</p>

<p><strong>BEL AĞRILARINDAN KORUNMAK VE BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?</strong></p>

<p>En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde ağrı çıkmadan tedbir almaktır.</p>

<p>Bel ağrısı oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan bel de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya bel ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel ağrısı yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir.</p>

<p>Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya bel kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki, bel ağrısı yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir.</p>

<p>Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler.webp" type="image/jpeg" length="67413"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşam hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen toplantıda uzmanlar, kanserin büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek erken teşhis, sağlıklı yaşam ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi. Dernek binasında gerçekleştirilen toplantıda uzmanlar ve katılımcılar, kanserle mücadelede farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Toplantıda konuşan Burak Duruman, dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve 9,7 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. Kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığını ifade eden Duruman, 'Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık yüzde 90'ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Vakaların yüzde 30-50'si ise sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir' dedi.</p>

<p>Duruman, erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurgulayarak, dernek tarafından sunulan ücretsiz tarama hizmetlerinden vatandaşların yararlanması çağrısında bulundu.</p>

<p>Onkoloji Uzmanı Esat Namal ise kanserden korunmada yaşam tarzının belirleyici rolüne dikkat çekti. Sigara kullanımından uzak durulması, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün önemine değinen Namal, obezitenin önemli bir risk faktörü haline geldiğini söyledi. Namal, 'Kanser erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemeli' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Psikoonkolog Ceren Camadan, kanserin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutunun da bulunduğunu belirterek, taramaların 'kötü sonuç çıkabilir' kaygısıyla ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Camadan, 'Erken teşhis bir seçenek değil, yaşam fırsatıdır' dedi.</p>

<p>Diyetisyen Yasemin Güzel ise sağlıklı beslenmenin hem kanserden korunmada hem de tedavi sürecinde önemli bir rol oynadığını ifade etti. Lif ve antioksidan açısından zengin, dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Güzel, 'Mucize bir besin yok; önemli olan sürdürülebilir ve bilimsel bir beslenme düzenidir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıya katılan sanatçı Betül Demir de erken teşhisin önemine vurgu yaparak, 'Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız' sözleriyle toplumsal farkındalık çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="53444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital ekranlar 'emzik' gibi kullanılmamalı!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de yapılan güncel bir araştırma, dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki çarpıcı etkisini gözler önüne serdi. 'Tablet nesli' olarak adlandırılan çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine 'kaydırmaya' çalıştığı belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen 'School Readiness' (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor.</p>

<p>Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi 'kaydırma' (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>

<p><strong>'TABLET NESLİ'NİN OKUMA ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİKLER DİKKAT ÇEKİCİ</strong></p>

<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 'Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. 'Tablet nesli' veya 'dijital yerli' diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.' dedi.</p>

<p><strong>KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMAK GÜÇLEŞTİ</strong></p>

<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 'Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="600" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/02/1775123411-el-f-konar-zkan-002-1775126987-725-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>DİJİTAL EKRANLAR 'EMZİK' GİBİ KULLANILIYOR</strong></p>

<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 'Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü 'dijital dadı/bakıcı' gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.' ifadesinde bulundu.</p>

<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacağını söyledi.</p>

<p>Bunun aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendireceğini söyleyen Özkan, 'Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan: Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek: Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali.webp" type="image/jpeg" length="34804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharın habercisi... Alerjik Konjonktivit]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mitat Altuğ, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren göz alerjileri ve korunma yöntemleri hakkında kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz klorunun da tetikleyici olduğunu belirten Altuğ, en sık rastlanan tablonun 'Alerjik Konjonktivit' olduğunu vurgulayarak her 100 kişiden yaklaşık 30'u mevsimsel göz alerjisi problemi yaşıyor.</p>

<p>Göz kapaklarının iç kısmını ve gözün beyazını örten zar tabakasının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bu hastalık; <strong>kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve ışık hassasiyeti</strong> ile kendini gösteriyor.</p>

<p>Dr. Altuğ, bahar aylarında özellikle iki tip konjonktivite dikkat çekiyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İşte Op. Dr. Mitat Altuğ'un açıklamaları ışığında bahar alerjisi ve göz sağlığına dair merak edilenler </strong></p>

<p><strong>MEVSİMSEL ALERJİK KONJONKTİVİT</strong></p>

<p>Dr. Altuğ, temel nedenin havadaki polenler olduğunu belirterek; özellikle Türkiye'de Nisan ve Temmuz ayları arasında yoğunlaşan çayır otu polenlerinin ana tetikleyici rol oynadığını vurguladı. Belirtiler arasında göz kapaklarında şişlik, yanma ve sulanma görüldüğünü ifade eden Altuğ, bu durumun genellikle görme yetisini etkilemediğini ancak sıklıkla hapşırma ve burun akıntısı (saman nezlesi) gibi şikâyetlerin tabloya eşlik ettiğini kaydetti. Ayrıca; tüm vakaların yaklaşık yarısını oluşturan bu tür, genellikle çocuklarda görülüyor bilgisini ekledi.</p>

<p><strong>VERNAL (BAHAR) KERATOKONJONKTİVİTİ ERKEK ÇOCUKLARINDA SIK RASTLANIYOR</strong></p>

<p>Dr. Altuğ, özellikle daha ciddi bir tablo çizen Vernal (Bahar) Keratokonjonktiviti konusunda ise şu uyarılarda bulundu: 'Çocukluk döneminde başlayıp 20'li yaşlara kadar devam edebilen bu tür, ergenlik öncesi dönemdeki erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla görülmektedir. Sadece kaşıntı ve yanma ile sınırlı kalmayan bu rahatsızlık, ağır vakalarda kornea (saydam tabaka) tutulumuna yol açarak görme azlığına neden olabilmektedir. Ayrıca hastalarımızın gözlerini şiddetli şekilde ovuşturması, zamanla yapısal ve ilerleyici bir kornea hastalığı olan Keratokonus gelişme riskini de ciddi oranda artırmaktadır.'</p>

<p><img height="794" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/02/whatsapp-image-2026-04-02-at-13-10-42-1775124853-447-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ALERJİDEN KORUNMAK İÇİN 10 ALTIN KURAL</strong></p>

<p>Op. Dr. Mitat Altuğ, şikâyetleri minimalize etmek için şu önlemleri sıralıyor:</p>

<ul>
 <li><strong>Saat Aralığına Dikkat:</strong> Güneşin en dik geldiği 10.00 - 17.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.</li>
 <li><strong>Aksesuar Kullanın:</strong> Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü, şapka veya şemsiye kullanın.</li>
 <li><strong>Hava Filtresi:</strong> Klimalardan uzak durun; kullanılacaksa polen filtreli olanları tercih edin.</li>
 <li><strong>İzolasyon:</strong> Polen mevsiminde ev ve araba camlarını kapalı tutun.</li>
 <li><strong>Temiz Hava:</strong> Sigara dumanından ve havasız ortamlardan kaçının.</li>
 <li><strong>Ev Dekorasyonu:</strong> Toz tutan halı ve kilim gibi eşyaları evinizden uzaklaştırın.</li>
 <li><strong>Asla Ovuşturmayın:</strong> Gözlerinizi kaşımaktan kaçının (kornea hasarı riski)</li>
 <li><strong>Soğuk Uygulama:</strong> Gözlere soğuk kompres yapmak inflamasyonu azaltır.</li>
 <li><strong>Suni Gözyaşı:</strong> Doktor önerisiyle suni gözyaşı damlalarını soğuk olarak damlatın.</li>
 <li><strong>Lens Molası:</strong> Alerji dönemlerinde kontakt lens kullanımına ara verin.</li>
</ul>

<p><strong>'KORTİZONLU DAMLALARA DİKKAT!'</strong></p>

<p>Önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda mutlaka bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirten Dr. Altuğ, tedavi süreciyle ilgili önemli bir uyarıda bulundu:</p>

<p>'Hekim kontrolünde antihistaminik veya gerekli hallerde kortizonlu damlalar kullanılabilir. Ancak kontrolsüz ve uzun süreli kortizon kullanımı, geri dönüşü olmayan görme kayıplarına, göz tansiyonuna (glokom) ve katarakta yol açabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit.webp" type="image/jpeg" length="31285"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizm bir hastalık değil, gelişimsel farklılıktır]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikoloğu Dilara Demiröz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu.Açıklamalarında erken tanı ve doğru desteğin kritik rolüne işaret eden Demiröz,toplumun bilinçlenmesinin süreci doğrudan etkilediğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otizmin doğuştan geldiğini veya yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikolog Dilara Demiröz, 'Otizm bir hastalık değil yapısal farklılıktır. Beynin farklı çalışması nedeniyle sosyal etkileşim ve iletişimde bazı sınırlılıklar görülebilir. Bu süreci doğru eğitim ve destekle yönetmek gerekir' dedi.</p>

<p>Otizmli bireylerin 'duygusuz' olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Demiröz, bu bireylerin iletişim kurmak için farklı yollar kullandığını söyledi. 'Her otizmli birey dahi değildir. Her bireyin kendine özgü yetenekleri ve zorlukları vardır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Otizm belirtilerinin genellikle 18-24 ay arasında belirginleştiğini aktaran Demiröz, 'Bazı belirtiler erken yaşta görülebilir. Göz teması kurmama, isme tepki vermeme ve tekrarlayıcı hareketlerin dikkatle izlenilmeli. 6-12 ay arasında bile bazı ipuçları fark edilebilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otizme yaklaşımda en önemli unsurun anlayış olduğunu vurgulayan Demiröz, 'Otizm bir eksiklik değil, hayatı farklı bir işletim sistemiyle algılamaktır. Anlayış ise bu sistemin en güçlü ilacıdır' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir.webp" type="image/jpeg" length="80509"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede 72 ilaç daha geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle önemli bir adım attıklarını duyurdu.</p>

<p></p>

<p>Kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla geri ödeme listesinin kapsamı genişletildi.</p>

<p></p>

<p>Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadelede kullanılan ilaçlara erişimi kolaylaştırıyoruz' diyerek, hastaların tedavi süreçlerini desteklemek adına önemli bir yeniliği duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="907" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/01/hezitohasaan-jv-1775038985-953-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>SGK aracılığıyla yapılan düzenleme ile 69'u yerli üretim olmak üzere toplamda 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini belirten Bakan Işıkhan, bu adımın, tedavi sürecinde olan hastalar için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, hastalara şifa olmasını diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/04/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde.webp" type="image/jpeg" length="41710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde alarm! Gençlerde artış dikkat çekiyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Gastroenteroloji Derneği, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği toplantıda erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda artan vakalar konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mart ayı dolayısıyla 'Kolon (Kolorektal) Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda kolon kanserine ilişkin güncel veriler, risk faktörleri ve korunma yolları ele alındı.</p>

<p>TGD Başkanı Ayhan Hilmi Çekin, kolorektal kanserin hem dünyada hem Türkiye'de en sık görülen ve ölüm oranı yüksek kanserler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye'de hastaların büyük bölümüne ileri evrede tanı konulduğunu vurgulayan Çekin, erken evrede 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 90'lara ulaştığını, ileri evrede ise bu oranın yüzde 12'ye kadar düştüğünü ifade etti.</p>

<p><strong>GENÇLERDE VAKALAR HIZLA ARTIYOR</strong></p>

<p>TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Levent Erdem, özellikle 20-39 yaş grubunda ciddi artış yaşandığını söyledi. Bu artışın nedenleri arasında obezite, hareketsizlik, sigara, alkol tüketimi ve Batı tipi beslenme alışkanlıklarının öne çıktığını belirten Erdem, tarama yaşının 45'e çekilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Erdem ayrıca, geliştirdikleri risk skorlamasına göre belirli kriterleri taşıyan bireylerde daha erken yaşta kolonoskopi yapılmasının bilimsel olarak anlamlı sonuçlar verdiğini ifade etti.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/29/tgd-27-mart-foto-2-1774786059-819-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>TGD üyesi Nurdan Tözün ise tarama programlarının önemine dikkat çekerek, toplumda farkındalığın halen yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Tözün, asemptomatik bireylerin dahi risk durumuna bakılmaksızın taramaya yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>TGD'nin Türkiye genelinde 3 bin 820 kişiyle yaptığı çalışmaya ilişkin verileri paylaşan Erdem Akbal, kolonoskopi yapılan bireylerde polip görülme oranının yüzde 27, kolon kanseri oranının ise yüzde 1,3 olduğunu açıkladı. Akbal, özellikle 50 yaş altı bireylerde yapılan taramalarda her 3 kişiden 1'inde polip ya da kanser, her 5 kişiden 1'inde ise kanser öncüsü lezyon tespit edildiğini belirterek, düzenli taramanın hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/29/27-mart-foto-2-1774786068-578-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, kolon kanserinin erken teşhisle büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, özellikle risk grubundaki bireylerin zaman kaybetmeden tarama programlarına katılması gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/03/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor.webp" type="image/jpeg" length="11193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser artık yaş tanımıyor!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/kanser-artik-yas-tanimiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/kanser-artik-yas-tanimiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline gelirken araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerde ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Modern yaşamın getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm temel faktörler arasında görülüyor. Bunun yanı sıra çevresel maruziyetler de hastalık riskini tetikliyor. Gençlerdeki bu artış grafiğinde tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki iyileşmeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı tespit edilebiliyor' dedi.</p>

<p>Gençlerde kanser artışındaki en büyük problemlerden birinin semptomların sıklıkla göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Gençlerin enerjik yapısı, ciddi belirtilerin basit yorgunluklar veya geçici hastalıklarla karıştırılmasına neden olarak tanı gecikmelerine yol açıyor. Oysa vücudun verdiği sinyalleri gençlik enerjisiyle maskelemek, hastalığa yayılma fırsatı tanıyor. Gençlerin kendi vücutlarındaki değişimlere karşı sergileyeceği bilinç düzeyi tedavinin başarı şansını doğrudan etkiliyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Gençlerde kanserin yayılım gösterdiği noktalar arasında omurganın hayati bir yer tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Merkezi sinir sistemi tutulumları arasında omurga metastazlarına sanılandan daha sık rastlanıyor. Bu nedenle gençlerde görülen, istirahatle geçmeyen ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel veya boyun ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı' uyarısında bulundu.</p>

<p>Genç yaş grubundaki hastalar için kanserin sadece bir sağlık sorunu değil, yaşamın en aktif döneminde verilen zorlu bir sınav olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Gençler ve genç erişkin hastalar, eğitim ve kariyer planlarının kesintiye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun dönemli tedavi yan etkileriyle baş başa kalıyor. Hastalık sonrası hayatta kalım sürecinde ise sosyal hayata adaptasyon ve iş gücüne yeniden katılım, en az tıbbi tedavi kadar kritik bir önem taşıyor' açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Gençlerdeki kanser vakalarındaki artışının bireysel değil, toplumsal bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, 'Yaşa uygun tarama programlarının geliştirilmesi, psikososyal destek ağlarının örülmesi ve eşit sağlık hizmeti sunulması bu tablonun değişmesi için çok önem taşıyor. Genç yaşta görülen kanserler nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımları ile bu tabloyu gençlerin lehine çevirmek mümkün' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/kanser-artik-yas-tanimiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/03/kanser-artik-yas-tanimiyor.webp" type="image/jpeg" length="36296"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O enfeksiyon göz sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, Toksoplazma Gondii'nin üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve ani görme değişikliklerinde vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini enfekte eden Toksoplazma Gondii parazitinin, enfeksiyona bağlı üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu açıkladı. Yıldırım, enfeksiyonun kalıcı görme kaybına yol açabileceğini belirterek, ani görme değişikliklerinde acilen göz hekimine başvurmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/25/1774349975-prof-dr-ozlem-y-ld-rm-1774427652-546-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AZ PİŞMİŞ ET, İYİ YIKANMAMIŞ SEBZE SİZİ GÖZÜNÜZDEN EDEBİLİR</strong></p>

<p>Toksoplazma Gondii paraziti başlıca kedilerde bulunuyor ve dışkı yoluyla toprak, su ve gıdalara bulaşabiliyor. İnsanlar parazitle enfekte etlenmiş çiğ ya da az pişmiş et, yıkanmamış sebze-meyve veya kirli su ile enfekte olabiliyor. Gebelikte ilk kez enfekte olan annelerde ise parazit plasenta yoluyla bebeğe geçebilir; erken dönemde bulaşma riski düşük olsa da ciddi sonuçlara yol açabilir, gebeliğin ileri dönemlerinde ise doğumsal toksoplazmozis gelişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağışıklığı güçlü kişilerde enfeksiyon çoğunlukla belirti vermez; ancak parazit, beyin, retina ve kaslarda doku kistleri oluşturarak uzun süre pusuda kalabilir. Bu kistler aktive olduğunda, retinada geri dönüşümsüz görme kayıplarına yol açabilir. Hastaların çoğu tek gözde ani görme kaybı, bulanıklık, ışık hassasiyeti veya uçuşma şikâyetiyle başvuruyor. Tedavi edilse bile gözde kalıcı nedbe dokusu oluşabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, korunma yöntemleri arasında ellerin düzenli yıkanması, etlerin iyi pişirilmesi, sebze ve meyvelerin iyice yıkanması, temiz su kullanımı ve kişisel hijyenin önemine vurgu yaptı. Ayrıca gebelik dönemi taramaları ve gıda güvenliği önlemlerinin hastalığın sıklığını azaltmada kritik rol oynadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/03/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="73418"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
