<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dare Medya</title>
    <link>https://www.daremedya.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.daremedya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 02:24:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Diş Hekimleri'nden uzmanlık kararına tepki!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/izmir-dis-hekimlerinden-uzmanlik-kararina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/izmir-dis-hekimlerinden-uzmanlik-kararina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun, doktora eğitimini tamamlayan diş hekimlerinin uzmanlık belgesi alabilmesini DUS puanı ve müfredat tamamlama şartına bağlayan kararına tepki gösteren İzmir Diş Hekimleri Odası, kararın yeniden değerlendirilmesini istedi. Oda Başkanı Ersin Atinel, hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun (TUK), 'Diş Hekimliğinde Uzmanlık ve Doktora Eğitimi'ne ilişkin aldığı yeni karar meslek camiasında tartışmalara yol açtı. Kurulun kararıyla, doktora eğitimini tamamlayan diş hekimlerinin uzmanlık belgesi alabilmesi için Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'ndan (DUS) yeterli puan alma ve müfredat tamamlama şartı getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karara ilişkin değerlendirmede bulunan İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Başkanı Ersin Atinel, söz konusu düzenlemenin yanlış olduğunu belirterek, karara karşı başlatılan hukuki sürece destek vereceklerini açıkladı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/21/ersi-n-ati-nel-111049947-1782020927-586-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>İZDO Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Atinel, diş hekimliği mesleğinin çözüm bekleyen daha öncelikli sorunları bulunduğunu vurguladı. Plansız şekilde açılan diş hekimliği fakülteleri, yetersiz fiziki altyapı ve akademik kadro eksikliklerinin mesleğin geleceğini tehdit ettiğini ifade eden Atinel, giderek artan mezun sayısının istihdam sorununu derinleştirdiğine dikkat çekti.</p>

<p>Yaklaşık 100 bin kişiye ulaşan diş hekimi sayısına işaret eden Atinel, genç meslektaşların sermaye sahiplerinin belirlediği çalışma koşullarına mahkûm kaldığını ve ciddi gelecek kaygıları yaşadığını söyledi. Mesleğin temel etik değerlerinden uzaklaşarak piyasa koşullarına teslim olmasının da önemli bir sorun olduğunu belirten Atinel, yıllardır odalar ve Türk Dişhekimleri Birliği tarafından yapılan uyarıların dikkate alınmadığını dile getirdi.</p>

<p>Yeni düzenlemenin doktora öğrencileri, doktora mezunları, uzmanlık öğrencileri, uzmanlar ve DUS'a hazırlanan diş hekimleri arasında ayrışmalara neden olduğunu savunan Atinel, bu tartışmaların sona erdirilmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini ifade etti. Atinel ayrıca, diş hekimliği alanında daha sağlıklı ve mesleğin ihtiyaçlarına uygun kararlar alınabilmesi amacıyla ayrı bir 'Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu' oluşturulması önerisinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/izmir-dis-hekimlerinden-uzmanlik-kararina-tepki</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/izmir-dis-hekimlerinden-uzmanlik-kararina-tepki.webp" type="image/jpeg" length="69613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının risklerine dikkat çekti. Özellikle anksiyete ilaçlarının alkolle birlikte alınmasının solunumu durdurarak ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, 'Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>ANKSİYETE İLAÇLARI KULLANANLARIN ALKOL TÜKETİMİNDEN KAÇINMASI GEREKİR!</strong></p>

<p>Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.' diye konuştu.</p>

<p>Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, 'Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor.webp" type="image/jpeg" length="41808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının yalnızca tatil keyfini değil, enfeksiyon riskini de artırdığını belirten uzmanlar, sıcak ve nemli havaların bakterilerin hızla çoğalmasına neden olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Sıcak ve nemli havalar birçok bakteri türünün çoğalmasını hızlandırır.' dedi.</p>

<p>Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan Dr. Mamçu, 'İyi pişirilmemiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta bekletilen yiyecekler ve hijyenik olmayan su kaynakları enfeksiyonların en önemli bulaş yolları arasında yer alır. Pikniklerde veya açık hava organizasyonlarında saatlerce güneş altında bekleyen yiyecekler de ciddi sağlık riski oluşturur. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi önemli ölçüde kısalıyor. Güvenli görünen bir yiyecek bile kısa süre içerisinde enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>YAZIN EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNU GIDA ZEHİRLENMELERİ!</strong></p>

<p>Yaz döneminde acil servislere başvuruların önemli bir bölümünü gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi belirtilerin hafife alınmaması gerekir.' dedi.</p>

<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, 'Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi gereksinimi oluşabilir. Mayonez içeren ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, krema bazlı tatlılar ve soğuk zinciri korunmamış gıdalar yaz aylarında ekstra dikkat gerektirir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan yiyeceklere karşı temkinli olması önerilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>SERİNLEMEK İÇİN GİRİLEN SULAR HASTALIK KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR!</strong></p>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve kontrolsüz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonların bulaşmasına neden olabileceğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit bulunabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir ve bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.' dedi.</p>

<p><strong>HAVUZLAR HER ZAMAN MASUM DEĞİL!</strong></p>

<p>Toplumda havuzların denize göre daha güvenli olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Düzenli dezenfekte edilmeyen havuzlar enfeksiyon açısından önemli riskler taşır.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Mamçu, 'Özellikle çocuklar havuz suyunu yutmamalı. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen uygulamalarını sorgulamalı. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da önemli bir koruyucu önlemdir.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil.webp" type="image/jpeg" length="89445"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserine karşı güneşten korunmayı ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kontrolsüz güneş maruziyetinin cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması ve güneş koruyucunun günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, güneşin faydalarının yanı sıra kontrolsüz maruziyetin erken yaşlanmadan cilt kanserine kadar birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının D vitamini sentezi, bağışıklık sistemi ve ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ancak gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle açık tenli, açık gözlü ve çilli bireylerin daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Ağırgöl, güneş yanıkları, kızarıklık ve su toplamasının yanı sıra kuruluk, kırışıklık ve cilt lekeleri gibi kalıcı hasarların da görülebildiğini ifade etti. Ağırgöl, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen cilt kanserinin, ozon tabakasındaki incelme nedeniyle günümüzde 30'lu yaşlarda da daha sık ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><img height="876" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/15/1781506838-dr-enay-a-irg-l-1781516305-465-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>EN RİSKLİ SAATLER: 10.00-16.00</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğunun en yüksek seviyeye çıktığını belirterek, mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini kaydetti. Zorunlu durumlarda ise şapka, güneş gözlüğü ve gölge alanların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Güneş koruyucu kullanımının yalnızca plajda değil, günlük yaşamın her anında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırgöl, en az SPF 30 koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesini tavsiye etti. Koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması ve gün içerisinde düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>HER 2 SAATTE BİR YENİLENMELİ</strong></p>

<p>Güneş koruyucuların etkisini sürdürebilmesi için yaklaşık her iki saatte bir tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Ağırgöl, terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrasında ise beklemeden yeniden sürülmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlar, gölgede bulunmanın ya da havanın bulutlu olmasının güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kum, su, beton ve açık renkli yüzeylerin UV ışınlarını yansıtarak cilde ulaşabildiğini söyleyen Ağırgöl, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>ŞAPKA, KIYAFET VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu, ince kıyafetlerin güneş ışınlarına karşı ek koruma sağladığını belirten Ağırgöl, yaz aylarında yeterli su tüketiminin de cildin nem dengesini koruyarak savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Ağırgöl, yüz, boyun ve saçlı deri için yaklaşık bir tatlı kaşığı ya da iki parmak kuralının esas alınmasını önerdi. Ense, dudak ve ayak üstü gibi bölgelerin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin.webp" type="image/jpeg" length="28313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların geleceği ekranlarda bulanıklaşıyor... 2050'de 5 milyarı etkilemesi bekleniyor!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dijital ekran kullanımının artması ve çocukların açık havada daha az vakit geçirmesi, miyopi vakalarında küresel çapta ciddi artışa yol açıyor. Uzmanlar, erken tanı ve müdahalenin çocukların gelecekteki görme sağlığını korumada kritik öneme sahip olduğunu vurgularken, yeni klinik araştırmalar miyopi kontrolünde umut verici sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem yalnızca uzak görme kusuru olarak değerlendirilen miyopi, günümüzde çocukların görme sağlığını tehdit eden en önemli küresel sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, dijitalleşen yaşam tarzı nedeniyle çocukların giderek daha fazla ekran karşısında vakit geçirdiğini ve bunun miyopi vakalarını artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Uluslararası araştırmalara göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yani 5 milyar kişinin miyop olması beklenirken, bunların yaklaşık 1 milyarının yüksek miyopi seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar, çocukluk çağında kontrol altına alınmayan miyopinin ilerleyen yaşlarda retina dekolmanı, glokom, katarakt ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>EKRAN SÜRESİ ARTIYOR, RİSK BÜYÜYOR</strong></p>

<p>Uzmanlara göre son yıllarda çocukların günlük yaşam alışkanlıklarında yaşanan değişim, miyopi artışının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Tablet, akıllı telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla çocuklar uzun süre yakın mesafeye odaklanırken, açık havada geçirilen sürenin azalması doğal ışığın göz gelişimi üzerindeki koruyucu etkisini sınırlandırıyor.</p>

<p>Bu durumun miyopinin daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına ve daha hızlı ilerlemesine neden olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLER GÖZDEN KAÇABİLİYOR</strong></p>

<p>Miyopi çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebiliyor. Tahtayı net görememe, televizyona veya ekranlara yaklaşma, gözleri kısarak bakma, dikkat dağınıklığı ve okul başarısında düşüş gibi belirtilerin aileler tarafından fark edilmeyebileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, herhangi bir belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü miyopinin en hızlı ilerlediği çocukluk döneminde yapılacak erken müdahalelerin, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek ciddi göz hastalıklarının riskini azaltabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><img height="613" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/miyosmart-iq-1781448610-270-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miyopi kontrolüne yönelik bilimsel çalışmalar da hız kazanmış durumda. HOYA Vision Care ile The Hong Kong Polytechnic University iş birliğinde yürütülen yeni bir klinik araştırmada, D.I.M.S. teknolojisinin geliştirilmiş versiyonunu kullanan MiYOSMART iQ gözlük camlarının çocuklarda miyopi ilerlemesini kontrol altına almada dikkat çekici sonuçlar verdiği açıklandı.</p>

<p>Denver'da düzenlenen ARVO 2026 Annual Meeting'de paylaşılan sonuçlara göre, 7-12 yaş grubundaki çocuklarda 12 aylık kullanım sonunda miyopi kontrol etkinliğinin ortalama yüzde 100'ün üzerinde gerçekleştiği bildirildi. Araştırmada aksiyel uzunluk artışında yüzde 94 oranında azalma gözlemlendi.</p>

<p>4-6 yaş grubundaki çocuklarda ise kırma kusurunda yüzde 65, aksiyel uzunlukta ise yüzde 44 oranında miyopi kontrol başarısı elde edildiği açıklandı.</p>

<p><strong>'ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEME SAHİP'</strong></p>

<p>HOYA Türkiye Genel Müdürü Kader Yıldırım, miyopinin artık yalnızca bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini belirterek, 'Miyopi her yıl daha fazla çocuğu etkileyen küresel bir sağlık sorunu haline geliyor. Çocuklarımızın görme sağlığını korumak için bugün atılacak adımlar, gelecekteki yaşam kalitelerini doğrudan etkileyecek. Araştırma sonuçları, miyopi kontrolünde bilimsel olarak desteklenen yeni bir dönemin başladığını gösteriyor' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor.webp" type="image/jpeg" length="44482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin aynı şey olmadığını belirten Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.' dedi.</p>

<p><strong>GLUTENSİZ DİYETE BAŞLAMADAN ÖNCE TEST YAPTIRIN!</strong></p>

<p>Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, 'Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, 'Glutensiz' etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabileceğini söyledi.</p>

<p>Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Çetinkaya, 'Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre 'glutensiz' ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de 'glutensiz' etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir.' dedi.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/1781340264-hat-ce-olak-et-nkaya-002-1781441335-286-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KAHVALTIDA DOĞAL BESİNLER ÖN PLANDA OLMALI</strong></p>

<p>Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil.webp" type="image/jpeg" length="21209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş çürüklerine karşı önemli... Dondurma yasak değil, doğru seçim önemli]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte serinletici gıda ve içecek tüketimi artarken, özellikle çocuklarda milkshake, gazlı içecekler, bubble tea ve hazır meyve suları gibi şekerli kaçamaklara olan yönelim dikkat çekiyor. Uzmanlar, sık atıştırmalık ve şekerli içecek tüketiminin diş minesini zayıflattığını ve çürük aktivitesini artırdığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, yaz aylarında değişen beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle gizli şeker kaynaklarının sanılandan daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtiyor.</p>

<p>Şekerin ağız içi pH dengesini bozarak çürük yapıcı bakterilerin çoğalmasına zemin hazırladığını ifade eden Dt. Nurgül Demir, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>'Çocuklarda küçük yaşlardan itibaren yaygın olarak görülen diş çürüklerinin en önemli nedenlerinden biri şeker tüketimidir. Meyveli gazlı içecekler, kutu meyve suları, enerji içecekleri ve hazır kahveler yüksek oranda şeker içerir. Bu ürünlerin sık tüketimi çürük riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle şeker içeren gazlı içeceklerin asidik yapısı, diş minesine doğrudan zarar verebilir.'</p>

<p><img height="487" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/1781097233-hoca-nurg-l-photo-1781447896-830-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>'SU, SÜT VE AYRAN EN GÜVENLİ ALTERNATİFLER'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı içecek tercihlerinin önemine değinen Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, su, süt ve ayranın çocuklar için en doğru seçenekler olduğunu vurguladı.</p>

<p>'Süt ve süt ürünleri kalsiyum içeriği sayesinde diş ve kemik sağlığı açısından koruyucudur. Ancak aromalı ve şekerli süt ürünleri yerine doğal ve katkısız süt tercih edilmelidir. Ayran ise hem sağlıklı hem de besleyici değeri olan bir alternatiftir. Meyveli içecekler tüketilecekse, taze meyvelerle evde hazırlanması daha doğru olacaktır.'</p>

<p>Doğal tatlandırıcılarla hazırlanan içeceklerin de ölçülü tüketilmesi gerektiğini belirten Dt. Demir, meyve ve doğal şeker içeren besinlerin aşırı tüketiminin de diş sağlığı için risk oluşturabileceğini ifade etti. 'Bal, hurma, kuru meyveler gibi doğal tatlandırıcılar her ne kadar sağlıklı olarak görülse de içerdiği doğal şeker nedeniyle diş çürüğü riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle tüketim sonrası su ile ağzın çalkalanması ve ağız hijyeni rutinlerine dikkat edilmesi oldukça önemlidir.'</p>

<p><strong>'DONDURMA YASAK DEĞİL, DOĞRU SEÇİM ÖNEMLİ'</strong></p>

<p>Dondurmanın tamamen yasaklanması gereken bir gıda olmadığına değinen Dt. Nurgül Demir, ideal koşullarda üretilen dondurmaların, kontrollü tüketildiğinde besleyici özellikler taşıyabileceğini belirterek, 'Doğal içeriklerle ve soğuk zinciri korunarak üretilmiş dondurmalar kalsiyum, protein ve bazı vitaminler açısından zengindir. Ancak burada önemli olan tüketim miktarı ve ürünün içeriğidir. Ölçülü tüketim ve doğru ürün seçimi ile dondurma yaz aylarında diş sağlığının korunmasında rol oynayabilir, çocukların da severek destekleyeceği alternatiflerle katkı maddesi ve rafine şeker içeren atıştırmalıklardan uzak durmaları sağlanabilir.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli-1781447984-981_large.webp" type="image/jpeg" length="69192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[32 yeni ilaç SGK geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 32 ilacın SGK geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı. Bu ilaçlardan 21'i yerli üretim olup, sağlıkta milli kapasitenin güçlenmesine katkı sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu.</p>

<p>Bakan Işıkhan, bu ilaçlardan 21'inin yerli üretim olduğunu belirterek, 'Sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakan, ayrıca yeni ilaçların hastalara şifa olmasını dileyerek, vatandaşlara sağlıklı bir ömür temennisinde bulundu. Bu adımın, hem yerli üretimi desteklediği hem de vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırdığı vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="937" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/12/hkme-ppwqaa9vbk-1781254168-209-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://www.igfhaber.com/static/2024/03/19/6-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-1650623549-295_large.webp" type="image/jpeg" length="74882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta koruyucu model güçleniyor... Türkiye'de 8.350 ASM ile hizmet ağı]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde 'hastalanmadan sağlığı koruma' vizyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye genelinde güçlü bir sağlık ağı kurulduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirildiğini belirterek yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>'Koruyan sağlık' vizyonu çerçevesinde Türkiye genelinde 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi (ASM), 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile geniş bir hizmet ağı oluşturulduğu ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları, kanser taramaları ve psikososyal destek gibi 17 farklı alanda hizmet verildiği, 2026 yılının ilk 4 ayında bu merkezlere 96 binden fazla başvuru yapıldığını bildiren Bakan Memişoğlu, paylaşımında, ASM'lerde gerçekleştirilen 158 milyondan fazla tarama ile kronik hastalıkların erken tespiti ve yönetimine yönelik proaktif bir süreç yürütüldüğü, 10,6 milyon vatandaşın obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi risklerinin erken aşamada belirlendiğini kaydetti.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Birinci basamak sağlık hizmetlerimizde, 'hastalanmadan önce sağlığımızı korumak' vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.<br />
<br />
✅ 8.350 Aile Sağlığı Merkezi, 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile Türkiye'nin dört bir yanını kapsayan güçlü bir hizmet ağı: <a href="https://t.co/NyXkWD5NXu" rel="nofollow">pic.twitter.com/NyXkWD5NXu</a></p>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://x.com/drmemisoglu/status/2064349837890298247?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 9, 2026</a></blockquote>
<script async src='https://platform.x.com/widgets.js' charset='utf-8'></script>

<p></p>

<p>Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, sahada görev yapan 31 bini aşkın aile hekimi başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi.webp" type="image/jpeg" length="55615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obeziteye karşı 3 temel kural: Beslenme, hareket ve uyku]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite oranlarına dikkat çekerek fazla kilonun birçok kronik hastalığın temel risk faktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Çiftçi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite vakaları ve sağlıklı kilo verme yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kadınlarda obezite oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Çiftçi, 'Bunun temelinde fizyolojik ve biyolojik nedenler bulunuyor. Erkeklerde kas kütlesinin daha fazla olması metabolizma hızını artırırken, kadınlarda yağ oranının daha yüksek olması kilo almaya yatkınlığı artırabiliyor. Gebelik, emzirme dönemi ve hormonal bozukluklar da kilo artışına neden olabiliyor. Bunun yanında hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıkları da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/uzman-diyetisyen-betul-ciftci-1781007541-905-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi tetikleyen en önemli nedenlerden biri olduğunu belirten Çiftçi, 'Günümüzde fiziksel aktivite yapmayanların oranı oldukça yüksek. Hareketsiz yaşam bazal metabolizma hızını yavaşlatıyor, kas kayıplarına neden oluyor ve alınan-harcanan enerji dengesini bozarak kilo artışını kolaylaştırıyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>ŞOK DİYETLER YERİNE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME</strong></p>

<p>Kilo verme sürecinde yapılan hatalara da değinen Çiftçi, 'Şok diyetler, tek tip beslenme programları ve öğün atlamak en sık karşılaştığımız yanlışlar arasında yer alıyor. Şok diyetlerde ise verilen kilonun önemli bir kısmı yağ değil, su ve kas kaybı olabiliyor. Bu nedenle kişinin yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme programı uygulanması gerekiyor' dedi. Obeziteyle mücadelede kısa süreli çözümler yerine kalıcı yaşam alışkanlıklarının hedeflenmesi gerektiğini belirten Çiftçi, 'Amaç sadece kilo vermek değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatın bir parçası haline getirmektir. Kalıcı başarı ancak sürdürülebilir beslenme ve aktif yaşamla mümkündür' diyerek vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku.webp" type="image/jpeg" length="19831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutluluk bağırsaklarda mı?]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla 'Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?' başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.</p>

<p>Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.</p>

<p>Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.</p>

<p>Seminerde ayrıca 'beyin sisi' olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasınınruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.</p>

<p>Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi.webp" type="image/jpeg" length="57604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı artarken, her gün tütün kullananların oranı da yükseldi. Fiziksel aktivite düzeyinin ise oldukça düşük olduğu ve büyük bir kesimin önerilen seviyede egzersiz yapmadığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi.</p>

<p>Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8'e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7'sinin obez olduğu belirlendi.</p>

<p><img height="228" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-30-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845279-639-x750.png" width="750" /></p>

<p>Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6'sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7'de kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.</p>

<p>Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p><img height="547" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-58-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845273-556-x750.png" width="750" /></p>

<p>Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi.</p>

<p>Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1'e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu.</p>

<p><img height="417" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-14-18-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845292-453-x750.png" width="750" /></p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59'unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte.webp" type="image/jpeg" length="52563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, 'Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum' diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle 'uyku apnesi'ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/01/1780293702-prof-dr-arzu-tatl-p-nar-1780326246-852-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<p>Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı.</p>

<p><strong>UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>

<ul>
 <li>Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.</li>
 <li>Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.</li>
 <li>Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.</li>
 <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem.webp" type="image/jpeg" length="95507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Köksal'dan yaz tatili öncesi kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle 50 yaş üstü, tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıyan kişiler sıcak havuz, sauna ve hamam kullanımında hayati risk altında olabileceğine dikkati çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, uzun süre yüksek ısıya maruz kalmanın ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte termal havuzlar, spa merkezleri, hamam ve saunalar yeniden yoğun ilgi görmeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak uzmanlar, özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan bireyler için yüksek ısılı ortamların ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmanın kalbin çalışma yükünü dramatik biçimde artırdığını belirterek özellikle ileri yaş grubunda kalp krizi riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Hamam, sauna ve yüksek sıcaklıktaki termal havuzlarda tüm vücuttaki damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyonun düştüğüne vurgu yapan Dr. Köksal, terleme ile kaybedilen sıvı da tabloyu daha riskli hale getirdiğini belirterek, 'Düşen tansiyonu dengelemek için kalbin çok daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum 'aşırı eforla koşmaya' benzetilebilir. Özellikle, 50 yaş üstü kişiler, yüksek tansiyon hastaları, aşırı kilolu bireyler, kolesterol ve kan yağları yüksek olanlar, ailesinde kalp krizi öyküsü bulunanlar, sigara ve tütün kullananlar için sauna ve hamam kullanımının ciddi risk taşıyor' diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Köksal, kalp hastalığı açısından risk grubunda yer alan kişilere yüksek ısıdaki sauna, hamam ve banyoları kesinlikle önermediklerini ifade etti.</p>

<p><strong>TERMAL HAVUZLARDAKİ GİZLİ TEHLİKE: ASTIM VE AKCİĞER ÖDEMİ</strong></p>

<p>Yüksek sıcaklığın yalnızca kalbi değil solunum sistemini de tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Köksal, özellikle klorlu havuzlar ve yoğun su buharının astım hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi.Termal havuzlarda oluşan yoğun buharın akciğerlerdeki hava keseciklerinde birikerek nefes almayı zorlaştırabileceğini ifade eden Köksal, bu durumun ani astım ataklarını ve akciğer ödemini tetikleyebileceğini belirtti.<br />
Özellikle;astım hastaları, KOAH hastaları ve kalp yetmezliği bulunan kişiler ani nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaşayabiliyor. Dr. Köksal, bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde ölümcül sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaz aylarında sauna, hamam ve termal havuz kullanacak kişilere önerilerini şöyle sıraladı:</p>

<p>• Sauna ve hamam süresini 10-15 dakikayla sınırlayın<br />
• İşlem öncesi ve sonrası bol su tüketin<br />
• Aç ya da aşırı tok şekilde sıcak ortama girmeyin<br />
• Kalp, tansiyon ve solunum hastalığınız varsa doktora danışmadan termal havuz kullanmayın<br />
• Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı hissederseniz ortamı hemen terk edin</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/06/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari.webp" type="image/jpeg" length="63721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk göz hekimleri 4 günde 70 canlı göz ameliyatı yapacak]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği'nin dünya çapındaki Canlı Cerrahi Sempozyumu'nda 4 günde 70 göz ameliyatı yapılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'deki göz hekimlerini temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), mesleki eğitim ve bilimsel paylaşım faaliyetleri kapsamında düzenlediği Canlı Cerrahi Sempozyumu'nun 10'uncusunu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TOD Genel Başkanı Kıvanç Güngör, etkinliğin göz hastalıkları alanında dünya çapında benzeri olmayan bir organizasyon olduğunu belirterek, dört gün boyunca farklı branşlarda canlı cerrahi uygulamalarının gerçekleştirileceğini söyledi.</p>

<p><strong>70 AMELİYAT CANLI YAYINLANACAK</strong></p>

<p>Sempozyum kapsamında glokom, katarakt ve refraktif cerrahi, kornea ve oküler yüzey, okülofasyal cerrahi, pediyatrik oftalmoloji, şaşılık ve vitreoretinal cerrahi alanlarında yaklaşık 70 ameliyat yapılacak. Ameliyatlar, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinden canlı olarak yayınlanacak ve görüntüler eş zamanlı şekilde JW Marriott Hotel Ankara Kongre Merkezi'ndeki katılımcılara aktarılacak.</p>

<p>Bu yıl ilk kez uygulanacak program kapsamında sempozyumun ilk gününde üç farklı cerrahi birim eş zamanlı operasyon gerçekleştirecek. Böylece katılımcılar farklı cerrahi teknikleri aynı anda izleme ve karşılaştırma imkânı bulacak.</p>

<p><img height="612" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/28/1779360802-k-van-gungor-6-1779948382-469-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>2 BİNDEN FAZLA HEKİM TAKİP EDECEK</strong></p>

<p>Prof. Dr. Güngör, etkinliğin dört gün boyunca Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden 2 binden fazla göz hekimi tarafından fiziksel ve çevrim içi olarak takip edilmesinin beklendiğini ifade etti. Canlı cerrahi yayınlarının yanı sıra düzenlenecek bilimsel oturumlarda vakaların uzman hekimler tarafından değerlendirileceğini belirten Güngör, katılımcıların soru ve görüşleriyle sürece aktif şekilde katkı sunabileceğini söyledi.</p>

<p>Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl Ankara'da düzenlenen sempozyumun yoğun ilgi gördüğünü hatırlatan Güngör, etkinlikte 70 göz cerrahının canlı ameliyat gerçekleştirdiğini, organizasyonun 42 farklı ülkeden bini aşkın yabancı göz hekimi tarafından takip edildiğini belirterek bu yıl da yaklaşık 70 hastanın ameliyat edilmesinin planlandığını söyledi. Canlı yayın kalitesi, teknik altyapısı ve gerçekleştirilen ameliyatların çeşitliliğiyle sempozyumun uluslararası ölçekte dikkat çektiğini vurgulayan Güngör, organizasyonun her geçen yıl daha fazla yabancı katılımcı çektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak.webp" type="image/jpeg" length="34004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda MS daha erken yaşta başlıyor]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MS (Multiple Skleroz) hastalığının bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, en sık belirtiler arasında duyusal şikâyetler, güç kaybı ve görme bozuklukları yer aldığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında MS hastalığının nedenleri, belirtileri, risk faktörleri, genetik ve çevresel etkileri ile tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Multiple Skleroz'un (MS), bağışıklık ya da bedenimizin savunma sisteminin sinir sistemini (beyin, omurilik) zedelemesi ve onu yabancı kabul ederek saldırması ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 'Normalde sinir sitemimiz, bağışıklık sisteminden uzakta, adeta saklı bir ortamdadır. Ancak, sebebini tam olarak anlayamadığımız nedenlerle, baştan ve kontrolden çıkan bağışıklık sistemimiz, kendi sinir sistemine saldırır ve hasarlar oluşturur.' dedi.</p>

<p>Hasarların yerleşimine göre şikâyet ve bulguların da değişken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarlacı, 'Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikâyetlerdir. Genellikle, eli ayağı hissetmeme şeklinde değil de uyuşma-karıncalanma-keçelenme tarzında olur. Duyusal belirtiler, anlık izlenen belirtiler olarak hastaların yüzde 50-70'inde ortaya çıkar.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>MS'TE GÖRÜLEN EN SIK BELİRTİLER DUYUSAL ŞİKÂYETLER, GÜÇ KAYBI VE GÖRME SORUNLARI!</strong></p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/1779456281-sultan-tarlac-1780233200-636-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Duyusal belirtilere açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, his azalması, gerilme, uyuşturulmuşluk hissi, kum üzerinde yürüme hissi, kaşınma, yanma, elektriklenme, yüze ani vuran elektrik çarpması, boyundan sırta ve ayaklara ani elektrik çarpması şeklinde olabilir. Duyusal şikâyetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir. Kuvvet ya da güç sorunları ile ilgili belirtiler, başlangıçta hastaların yüzde 32-40'ında görülmesine karşın, yıllar içerisinde hastaların yüzde 60 kadarı değişik ağırlıklarda güç kayıplarına maruz kalır. Bu doğrudan bir uzuvda kuvvet kaybı şeklinde olabileceği gibi, 'ağırlaşma', 'sertleşme', 'direnç gösterme' veya 'ağrı' şeklinde de olabilir. Bu tür belirtiler sıklıkla bacaklarda başlar. Üçüncü sırada ise, görme kayıpları ya da bozuklukları gelir. Bu durum, hastaların yüzde 15-20'sinde başlangıç belirtisidir.'</p>

<p>Pek çok çalışmada MS'in başlangıç yaşının 29-32 arası olduğunun görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 'Kadınlarda, en sık ortaya çıktığı yaş erkeklere göre 5 yıl daha erkendir.' dedi.</p>

<p>Bu arada MS'in tedavi edilebilir olup olmadığına açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, daha önce de tanımladığı üzere, atak geçirdiği anlaşılan bir hastada uygulanan en etkili tedavi şekli kortizon olduğuna vurgu yaptı. 'Kortizon tedavisi MS ataklarında 1970 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır ve atakların kutsal ilacıdır' diyen Prof. Dr. Tarlacı, 'Atakların bir kısmı kortizona çok iyi yanıt verip, atak öncesi duruma dönmeyi sağlayabilir. Yararlı etkisi ilk bir kaç günde ve haftada ortaya çıkar. Belli tipte MS tanısı almış hastaların, ataklarının sıklığını, şiddetini ya da atak olduğunda bıraktığı hasarları azaltmak için kullanılan tedavilerdir. 1993 yılında, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), MS'in seyrini değiştirebilecek ilk ilaç olan interferon beta-1b'ye onay verdi. Bunun ardından 'koruyucu ilaç' dönemi başladı. Bu ilaçların özelliği, sadece atak olduğunda değil, atak olsun olmasın sürekli kullanımlarıdır. Bu ilaçların önemli bir kısmı bedendeki savunma/bağışıklık sistemi üzerinden düzenleyici etki ederek hastalığın saldırganlığını ve de atakları engeller. Bahsedilen tedavilere 'tamamlayıcı tedavi' denilebilecek bir tedaviyi daha ekleyebiliriz. Bu tedavi diyet, bitkisel tedaviler, günlük yaşam düzeninde değişiklikler, egzersizler (yoga, gevşeme egzersizleri) olarak belirtilebilir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="70626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın 'göz'ü Türkiye'nin üzerinde]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleşen 10'uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 - 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara'da yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.</p>

<p> Türkiye'deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye'deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği'nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre'den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak.</p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği'nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu</strong></p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör</strong>, 'Bu yıl 10'uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla <strong>T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi</strong> ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden <strong>JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna </strong>aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak' dedi.</p>

<p><strong>Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000'den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. 'Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak.</p>

<p><img height="612" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/28/1779360802-k-van-gungor-6-1779948382-469-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Geçtiğimiz yılda yine Ankara'da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dünyaya örnek oluyoruz </strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: 'TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde.webp" type="image/jpeg" length="26063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi.</p>

<p>Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti.</p>

<p>Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Yalnızlık hissi</li>
 <li>'Beyaz önlük sendromu' (doktor ortamında tansiyon yükselmesi)</li>
 <li>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek</li>
 <li>Duygusal ve stresli konuşmalar</li>
 <li>Susuzluk</li>
 <li>Aşırı şeker tüketimi</li>
 <li>Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.)</li>
 <li>Uyku apnesi</li>
 <li>Tiroid hastalıkları</li>
 <li>Doğum kontrol ilaçları</li>
 <li>Antidepresan kullanımı</li>
 <li>Ağrı kesici ilaçlar</li>
 <li>Potasyum eksikliği</li>
 <li>Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar</li>
 <li>'Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli'</li>
</ul>

<p>Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, 'Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor.webp" type="image/jpeg" length="91925"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenilketonüri uyarısı: Bir damla kan hayat kurtarır]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, Türkiye'de görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde olan fenilketonüri (PKU) hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, topuk kanı testinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, fenilketonüri (PKU) hastalığının tedavi edilmediğinde ağır zeka geriliği, nöbetler ve gelişim problemlerine yol açabileceğini belirtti. Dr. Bektaşlar, PKU'lu bebeklerde gelişme geriliği, cilt döküntüleri, tiz sesli ağlama, idrarda küf kokusu ve epileptik nöbetler gibi belirtiler görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın 2025 verilerine göre Türkiye'de her 25 kişiden birinin taşıyıcı olduğunu aktaran Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebeğin PKU hastası olarak dünyaya geldiğini söyledi. Türkiye'de hastalığın görülme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çeken Bektaşlar, bunun en önemli nedenlerinden birinin akraba evlilikleri olduğunu kaydetti.</p>

<p><img height="994" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/25/dr-dilber-bektaslar-1779698220-312-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Türkiye'de PKU tarama testinin 1987'den bu yana uygulandığını belirten Bektaşlar, 2006 yılından itibaren Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında tüm illerde topuk kanı testinin zorunlu hale getirildiğini ifade etti. Hastaneden taburcu olmadan önce ve aile hekimliğinde alınan birkaç damla topuk kanı sayesinde erken teşhis konulabildiğini söyleyen Bektaşlar, erken tanı alan bebeklerin özel mama ve diyet desteğiyle sağlıklı gelişim gösterebildiğini vurguladı. Geç tanı konulan vakalarda ise ağır zeka geriliği, epilepsi nöbetleri ve egzama gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Bektaşlar, ailelerin aile hekimlerinden gelen çağrıları dikkate alması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akraba evliliklerinden kaçınılmasının hastalık riskini azaltacağını ifade eden Uzm. Dr. Bektaşlar, 'Topuk kanı testi ihmal edilmemeli. Erken teşhis ve doğru beslenme tedavisiyle PKU'lu çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilir. Unutmayalım, bir damla kan hayat kurtarır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir.webp" type="image/jpeg" length="23377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahkemeden Sağlık Bakanlığı'na 'şeffaflık' freni! Diş sağlığı verilerini gizlemek hukuka aykırı bulundu]]></title>
      <link>https://www.daremedya.com/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.daremedya.com/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası'nın açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı'nın kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin verileri paylaşmama kararını iptal etti. Mahkeme, kamu yararını ilgilendiren bilgilerin 'özel çalışma gerekir' gerekçesiyle gizlenemeyeceğine hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası'nın, kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin verilerin paylaşılması talebiyle yaptığı bilgi edinme başvurusunun reddedilmesi üzerine açtığı davada mahkemeden dikkat çeken bir karar çıktı.</p>

<p>Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı'nın söz konusu verileri paylaşmama yönündeki işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Mahkeme kararında, kamu kurumlarının görevleri gereği ellerinde bulundurması gereken verilerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Sendikanın başvurusunda; Türkiye genelindeki kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının listesi, 2025 yılı acil diş başvurularına ilişkin veriler ile kamuda görev yapan diş hekimi sayılarına dair bilgiler talep edildi. Ancak Sağlık Bakanlığı, söz konusu bilgilerin paylaşılmasının 'ayrı çalışma ve analiz gerektirdiği' gerekçesiyle talebi reddetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme ise bu gerekçeyi yeterli bulmadı.</p>

<p>Kararda, sendikaların üyeleri adına yürüttüğü faaliyetler kapsamında bu tür verilere erişim hakkı bulunduğu belirtilirken, şeffaf yönetim anlayışının idare açısından bir yükümlülük olduğu ifade edildi.</p>

<p>Hekim Birliği Sendikası tarafından yapılan açıklamada, kararın kamu verilerinin keyfi biçimde saklanamayacağını bir kez daha ortaya koyduğu belirtilerek, sağlık hizmetlerinin planlanması ve değerlendirilmesinde şeffaflığın esas olması gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, 'Sendikaların kamu adına denetim ve takip görevlerinin yargı güvencesi altında olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Hekimlerin, sağlık çalışanlarının, hastaların ve toplumun ortak yararı için şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmeye devam edeceğiz' ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.daremedya.com/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://daremedyacom.teimg.com/crop/1280x720/daremedya-com/uploads/2026/05/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="33133"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
