Bugün Manisa’da sözleşmeli ekim sanayi tipi, yani salçalık, kalın kabuklu domatesin fiyatı:
3,45 TL/kg...
Yıllardır yerinde sayan rakamlara yakın...
Manisa’nın her neresinde olursanız olun, bu domatesin ekildiği tarlaya uzaklığınız maksimum 20 kilometre olur. Yani nakliye, mazot, navlun, cart curt derseniz, kusura bakmayın ama yalan olur...
Bu domates şu an Manisa’da manavlarda 20-25 TL/kg, pazar yerlerinde ise 15-20 TL/kg bandında satılıyor.
Yani evde salça ya da domates sosu yapmak, market rafından endüstriyel olanını almaktan en az 3-4 kat daha pahalı...
Fire, falan filan, yüzde 100 yazsanız bile rakam tarladaki fiyatın neredeyse 5-6 katı...
Karpuzda da diğer sebzelerde de aynı feciat karşımızda maalesef...
Millet, vatandaş; cari açıkla, bütçe denkliği veya açığıyla, güzel güzel hazırlanmış tablo ve grafiklerle, TÜİK açıklamalarıyla, döviz fazlasıyla falan ilgilenmez, bilmez...
Vatandaşın bildiği; parasını yatırırsa faizden ne alır, kredi çekerse ne kadar faiz öder, çeyrek altın kaç lira oldu?
Ama bundan da iyi bildiği bir şey vardır:
Ev ekonomisi, yani mutfak ekonomisi...
Bu ekonomiyi düzeltmediğiniz sürece enflasyon düzelmez, ekonomi rayına girmez, vatandaş huzurlu yaşayamaz.
Yapılacak işlerin başında Hal Kanunu geliyor.
Çıktı mı?
Hayır...
Soğuk zincir taşıma zorunluluğu çok önemli. Fire minimize olur.
Konuşan var mı?
Yok...
Pazarlara, manavlara, üç harflilere düzen, intizam verilecekti.
Verildi mi?
Hayır, ne yazık ki...
Yahu en kolayı etiket...
Etiket denetimi yapan var mı çarşıda, pazarda?
Yok...
En kolayı vergi artır. Kamu harcamalarına tam gaz devam ederken kamu ödemelerine kısıt getir. Piyasaya finans kuruluşları eliyle olan para arzını kısıtla. Vergi dairesi ve SGK üzerinden hacizler, el koymalar yap. Tüm cezaları katlayarak artır, ödemeyene hemen e-haciz yap. Kamu ve özel sektör maaşları arasında uçurum aç...
Ve daha niceleri...
Ama ekonominin faturası yalnızca bugünün faizinden, vergisinden, bütçe açığından ibaret değil.
Yıllardır alınan kararların, yapılan tercihlerin de bir maliyeti var.
Göç meselesi de bunlardan biri...
Milyonlarla ifade edilen bir nüfus hareketinin kamu maliyesine, sosyal güvenlik sistemine, sağlık ve eğitim harcamalarına hiçbir yük getirmediğini söylemek mümkün mü?
Bunun hesabını bugün gerçekten biliyor muyuz?
Neyse...
Onlar muhacir, biz Ensar.
Allah kabul etsin...
Herkes kazın pedikürlü ayağını anlatıyor, ona bakıyor...
Halbuki kazın bir de öbür ayağı var.
Birileri bir gün, “Hakikaten varmış bu kazın bir ayağı daha ve kazın ayağı öyle değilmiş.” derlerse, işte o zaman muhtemelen ayağına baktıkları kazın çoktan uçmuş olduğunu anlayacaklar...
Çünkü vatandaş ekonomiyi grafiklerden okumuyor.
Pazarda okuyor.
Manavda okuyor.
Markette okuyor.
Ay sonunda cebinde kalan paradan okuyor.
Ve en önemlisi mutfağında okuyor...
Seçim sandığı evin mutfağındadır.
Siyasetçilerin bunu hiç unutmaması lazım...