DÜNYA

Sinemanın Efsanesi Brigitte Bardot 91 Yaşında Hayata Veda Etti

Dünya sinemasının en güçlü ikonlarından biri olarak kabul edilen Fransız oyuncu, şarkıcı ve hayvan hakları savunucusu Brigitte Bardot, 91 yaşında yaşamını yitirdi.

Güzelliği, özgürlükçü duruşu ve cesur rolleriyle bir döneme damga vuran Bardot’un vefatı, sanat dünyasında ve milyonlarca hayranı arasında derin bir üzüntü yarattı.

Son aylarda sağlık sorunlarıyla mücadele eden Bardot, art arda iki kez hastaneye kaldırılmış; hakkında çıkan ölüm iddialarını ise bizzat yalanlamıştı. Ekim ayında geçirdiği ciddi operasyonun ardından sağlık durumunun ağırlaştığı belirtilen usta oyuncu, Toulon’daki bir hastanede tedavi altına alınmıştı. Uzun yıllar Saint-Tropez’deki evinde gözlerden uzak, sakin bir yaşam süren Bardot’un, hastanedeki tedavi sürecinde yaşamını yitirdiği bildirildi.

Bir Yıldızın Doğuşu

1934 yılında Paris’te dünyaya gelen Brigitte Bardot, varlıklı bir Katolik ailenin çocuğuydu. Bale eğitimi almak üzere Paris Konservatuvarı’na giren Bardot, genç yaşta modelliğe adım attı. Henüz 15 yaşındayken Elle dergisinin kapağında yer alması, sinema dünyasının dikkatini üzerine çekti.

1950’li yılların başında küçük rollerle kamera karşısına geçen Bardot’un hayatı, eşi Roger Vadim’in yazıp yönettiği “And God Created Woman” (1956) filmiyle tamamen değişti. Saint-Tropez’de geçen filmde canlandırdığı özgür ruhlu genç kadın karakteri, onu yalnızca Fransa’da değil, dünya çapında bir yıldız haline getirdi.

Bir Dönemin Simgesi

Brigitte Bardot, kısa sürede sinemanın en tanınan yüzlerinden biri oldu. Güzelliği kadar özgürlükçü tavrı ve kalıplara sığmayan yaşam tarzıyla 1950 ve 60’lı yılların ruhunu temsil etti. Filozof Simone de Beauvoir, 1959 yılında kaleme aldığı yazısında Bardot’yu “Fransa’nın en özgür kadını” olarak tanımladı. 1969’da ise Fransa Cumhuriyeti’nin simgesi Marianne için canlı model olarak seçildi.

Henri-Georges Clouzot, Louis Malle ve Jean-Luc Godard gibi usta yönetmenlerle çalışan Bardot; “Viva Maria!” filminde Jeanne Moreau ile, “Shalako” filminde ise Sean Connery ile kamera karşısına geçti. Hollywood’da da adından söz ettiren Bardot, Avrupa sinemasının küresel yüzü haline geldi.

Şöhretten Uzaklaşma ve Müziğe Dokunuş

Oyunculuğun yanı sıra müzikle de ilgilenen Bardot, Serge Gainsbourg’un yazdığı efsane şarkı **“Je t’aime… moi non plus”**un ilk versiyonunu seslendirdi. Şarkı daha sonra Jane Birkin ile yeniden kaydedilerek dünya çapında büyük yankı uyandırdı.

Şöhretin baskısından rahatsız olan Bardot, 1973 yılında sinemayı bıraktı. Bu kararı yıllar sonra, “Etrafımı saran çılgınlık bana her zaman gerçek dışı gelirdi” sözleriyle anlatacaktı.

Hayvan Hakları Mücadelesi ve Tartışmalar

Sinemayı bıraktıktan sonra hayatını tamamen hayvan hakları savunuculuğuna adayan Bardot, 1977’de fok avlarına karşı protestolara katıldı. 1986’da kurduğu Brigitte Bardot Vakfı aracılığıyla dünya genelinde hayvan hakları ihlallerine karşı mücadele yürüttü. Farklı ülkelerdeki avlar ve itlaf uygulamalarıyla ilgili dünya liderlerine çok sayıda protesto mektubu gönderdi.

Ancak ilerleyen yıllarda kullandığı sert söylemler ve siyasi açıklamalar tartışmalara neden oldu. 2003’te yayımlanan A Cry in the Silence adlı kitabındaki ifadeler nedeniyle “ırksal nefreti körüklemek” suçlamasıyla mahkûm edildi ve aşırı sağ çevrelere verdiği destekle eleştirilerin odağına yerleşti.

Sinemada Silinmez Bir İz

Tüm tartışmalara rağmen Brigitte Bardot, sinema tarihinin en etkili kadın figürlerinden biri olarak anılmaya devam edecek. O, yalnızca bir film yıldızı değil; bir dönemin simgesi, bir duruşun ve özgürlüğün adıydı. Bardot, ardında unutulmaz filmler, derin izler ve sinema tarihine kazınmış bir efsane bırakarak hayata veda etti.