Biz insanlar ve bütün canlılar  bir tek hücre olarak hayata başlıyoruz. Yaratılışın bu büyük mucizesi  oluştuğu andan itibaren  gelişmemizde çevrenin çok büyük rolü olduğunu kesin olarak biliyoruz. Ana rahminden başlayan bu gelişim dünyaya gelmemizle devam  ediyor.Ta bu günümüze ve geleceğimizin sonuna kadar.

Çevrenin  gelişimimizde iki büyük etkisi var, ruhsal ve bedensel  etkiler. Her iki etkide  ilk oluşumuzda başlıyor. Ana rahminde iken nasıl annenin ruhsal durumlarından etkileniyorsak, bedensel olarak ta gerek biyokimyasal gerekse fizyolojik olarak etkileniyoruz, bunlar neler;  örneğin annenin beslenmesi, bedensel yapısı, çeşitli kimyasal maddeleri alan  anneden bebeğin etkilenişi, hastalıklarının  etkisi ve daha bir çok etkileşim doğana kadar sürüyor. Doğduktan sonra bu etkileşim alanı daha da genişliyor. Dünyaya geldiğimiz ortam, ailenin yaşam tarzı, kültür seviyesi, beslenme durumu vs… Hasılı çevrenin bireyin gelişme ve  yaşamını sürdürmesinde hem bedensel hem de ruhsal çok büyük etken olduğu kocaman bir gerçek.  Bütün bu gelişmeler için ciltlerce kitaplar yazılmış, çalışmalar yapılmış.

Biz tamamlayıcı tıp açısından bakmak isteyelim bu gelişme ve sürdürmeye. Büyükşehirlerde, beton binaların arasında çocuklarımızı bazen hiç toprağa bastırmadan büyütüyoruz. Hele anne ve baba çalışıyorsa o canlar doğayı tanımadan, bütünleşmeyi hiç bilmeden, çabucak büyüyüveriyorlar. Çevre sadece bazen balkon ve duvarlar arası  oluyor. Oysa onların ruhunun,  özgürlüğü, geniş ufukları, baharın gelişini, kışın soğuğunu, yazın sıcağını kırlarda, açık havada yaşaması gerek.

Doğanın  bütünlüğünde yaşamımızı sürdüren bizler, belki de bir çoğumuz onu hiç tanımıyoruz. Oysa  O bize her an her şeyini sunuyor,besliyor, hastalıklarımızı tedavi edici etkiler yapıp, otayan bitkiler sunuyor, kişiliğimizin  gelişebilmesi için sorgulamamız gereken bir çok sırlarını özellikle saklayıp anlamamızı, öğrenmemizi istiyor. İşte bulunduğumuz ortam yani çevremiz,  bizim bütünleşmeyi denememiz gereken, öğreneceğimiz çok şeyi içeren  bir şey. Beton duvarların arasından sıyrılıp, bir tanısak, bilebilsek ne güzel olurduk… Güzel olurduk diyorum çünkü bu tür değişiklikleri yaşamımıza yerleştirebilirsek daha sağlıklı, daha mutlu olurduk, bize verilen ömrü de tam olarak yaşama şansımız olabilirdi.

Çevremiz diye söz ettiğimizde şimdilerde hemen aklımıza dünyamız geliveriyor. Çok hoyratça kullanıp neredeyse perişan olma yolunda olan sevgili planetimiz. Onu o kadar  bilinçsizce kullanıyoruz ki, belki de gelecek nesillerimize temiz hava alacak bir yerler bile kalmayacak, yapay temizleyicilerle nefes almaya çalışacaklar.

Bunu düşününce insan bir suçluluk kompleksine kapılıyor. Bu konuda da pek çok kişi yazıp çiziyor ama bu büyük sanayi gelişimi, her yere yetişiyor ve kirletiyor.Keşke en doğal ve primitif yaşam halimizde kalabilse idik diyor bazen insan… Çevremizin bu kirliliği bir sürü yeni  hastalıklara neden oluyor.Eskilerin hiç tanımadığı , yaşamadığı hastalıklardan söz ediyorum. Öte yandan bilimde ilerleme bu hastalıkların teşhisinde kolaylıklar sağlıyor da medeniyetin gelişmesine  kızamıyoruz. Tedavilerimiz o denli gelişemese de hiç değilse ne olduğunu bilerek doğal terapileri  araştırmaya çaba harcıyor, büyük ölçüde başarılı olabiliyoruz. Çünkü Doğa her şeyi düşünmüş ve karşıtını yaratıyor.

Çevremizin yaşamımız üzerinde ki etkisini bu kadar kısa söylemek aslında çok yetersiz ama bu  yazı kısa olmak zorunda. Sadece şunu  hiç unutmamamız lazım;  çevre bizler için maddi, manevi çok önemli olduğundan ne yapıp yapıp kendimiz, çocuklarımız için  çevremizi güzelleştirmeye ve iyileştirmeye, temizlemeye, neler ifade ettiğini anlamaya çalışmamız ve bu konuda büyük çaba harcamamız gerekiyor. Güzel bir çevrede mutlu yaşamamız dileklerimle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.