SÖZÜN KIYMETİ

22 Eylül 2021 Çarşamba 08:56


Söz üzerine inanç ve kültür hayatımızda o kadar çok beyanat varki; niye diye sormadan edemiyorsunuz… 

Söz vermek, söz üzerine söz konuşmamak, sözün eri olmak, sözünde durmak, sözünden dönmek, söz taşımak, sözünden caymak vesaire vesaire….

Başka toplumlarda da öyle midir bilmiyorum. Lakin bir de İslamiyet ve müslüman kişi açısından sözün önemini değerlendirdiğinizde, sözün değeri başka bir önem arz ediyor.

Gündelik hayatımızın neredeyse önemli bir bölümü konuşmakla yani iletişim adına dili kullanmakla geçiyor. Çalışma hayatında, ev ortamında, yolculukta, çarşıda, pazarda, kahvehanede ve pek çok farklı ortamda…

Bazı durumlarda ise, tecrübelerimiz bizi uyarmakta ve söze güvenin her şeyden daha önemli olduğunu bildiğimiz halde güven duyduğumuz kişinin sözüyle hareket edip, yaşadığımız olumsuz sonuçlardan dolayı başımıza neler geldiğinin sıkıntısını yaşıyoruz. 

Anlayacağımız, söze güvenmenin acı sonuçlarını tecrübe diye kabul ediyor ve bir daha kimsenin verdiği söze ve üzerine yaptığı kutsal yemine asla güvenmiyoruz.

Söz verme konusunda engin deneyimleri olan kişilere; kimin sözüne güvenilir ve kimin sözüne de güvenilmez diye sorduğumuzda, ilk sırada siyasilerin geldiği üzüntü vericidir. 

Resmi görevlilerin, din adamlarının, öğretmenlerin ve en çok da siyaset yapanların sözüne güvensizlik, toplumsal ahlakın, umutların zarar görmesinde en önemli unsurdur. Çünkü yalanla mamur olan bir yaşantı yoktur. 

Küçük bir çocuğa söz verip tutmadığımızda, onda insanlara güven duygusunu yitirmesini; mağdur ve muhtaç bir insana verdiğimiz sözde durmadığımızda ise, onun umutlarını yok ettiğimizi unutmamalıyız. 

Konum sahibi insanların sözü ise, ayrı bir anlam taşımaktadır.

Bu kişilerin, sözün öylesi, lafın gelişi gibi bir gerekçeleri yoktur .

Söz vermek, sözünü yerine getirmektir.

Söz vermek hiç de zor bir şey değildir. Zor olan, verilen sözün yerine getirilmesidir.

Verilen sözün mahiyeti, kıymeti ne olursa olsun, isterse öylesine söylensin ;

Söz ağzımızdan çıkana kadar esirimizdir, ancak ağzımızdan çıktıktan sonra biz onun esiri oluruz…. 

Sözün güvenini yitirdiği bir toplumda ne yardımlaşma, ne huzur, ne de güven olacaktır... 

Müslüman müslümanın kardeşidir düsturunun yitirilmesinde, iyilik yapma ve yardımda bulunma inancının çöküntüye uğramasında öncelikli sorumlular sıradan gündelik hayatını sürdürmeye çalışan ahali değildir.  Din-i İslamın tedip ve teşriini varlığında olmazsa olmaz olan, kendinden emin olunan kişidir. 

Güven duygusunun giderek kaybına neden olanların sorumluluğu, sıradan bir sorumluluk değildir. Sözün eri olmak, kişilik yani asıl insan ve gerçek müslüman olmaktır. Gerek Allah'a, gerek insanlara verilmiş olsun, mutlaka verilen meşru sözde durmanın ahvali bellidir….. 

"Ahdi (sözü) yerine getiriniz. Çünkü ahidden(verdiğiniz sözden) sorulacaktır" (İsrâ: 50/34).

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz…..

YAZARIN DİĞER YAZILARI