Dare Toptan

Gazeteci Ömer Şahin Dare Medya için yazdı “ İşte Kılıçdaroğlu’nun veliahttı

Kılıçdaroğlu’nun koltuğu bırakmayı düşündüğü o isim...

CHP Kurultayı’nda yarış kafa kafaya. Kemal Kılıçdaroğlu  “vefa” çağrısıyla son kez oy isteyeceği delegeye parti liderliğini yerel seçimden sonra bırakacağını açıklayacak. CHP’yi, “birikimli sosyal demokrat bir isme devredeceğim” diyen Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki sürpriz ismi de yazalım. O isim ne Faik Öztrak ne de Oğuz Kaan Salıcı. Kılıçdaroğlu’nun yeni prensi 41 yaşındaki genel başkan yardımcısı Yunus Emre.

Ömer Şahin, CHP Kurultayı’nı yazdı…

Seçim mağlubu CHP’nin hafta sonu yapacağı “tarihi” kongre size ne hatırlatıyor bilemem ama bana bire bir aynı olmasa da 2000 yılında yapılan Refah Partisi Kongresi’ni çağrıştırıyor.

Hani  “gelenekçi” lerin adayı Recai Kutan ile “yenilikçi” lerin adayı Abdullah Gül’ün yarışına sahne olan kongre…

O kongrede Kutan’ın arkasında merhum Necmettin Erbakan Hoca vardı. Gül’ü ise Recep Tayyip Erdoğan destekliyordu. Yani aslında yarış Erbakan ile Erdoğan arasındaydı.

Gergin geçen o kongreyi Kutan 100 küsur gibi az bir oy farkı ile kazanmıştı. Bu sonuç Erbakan Hoca ve gelenekçiler için “Pirus Zaferi” idi.

Biliyorsunuz daha sonra AK Parti kurulmuş ve Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 yıldır seçim zaferleriyle geçen iktidar dönemi başlamıştı.

CHP’de “istifa” çağrılarına kulak asmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu Erbakan Hoca’nın konumunda göremeyebiliriz ama onun asıl rakibinin Ekrem İmamoğlu olduğunu söyleyebiliriz. O zaman Özgür Özel’de Abdullah Gül ‘mü oluyor? Diye sorarsanız biraz öyle. Yani herkes biliyor ki “değişimciler” in doğal lider adayı İmamoğlu. Eğer kazanırlarsa bu işin eninde sonunda gideceği yer orası olacaktır.

Siyasi çizgi ve mücadele tarihleri farklı olsa da İmamoğlu’nun tıpkı selefi Recep Tayyip Erdoğan gibi gözünü Ankara’ya diktiğini, genel başkanlık ve Cumhurbaşkanlığı hayalleri kurduğunu artık Mısır’daki sağır sultan bile duydu. Hele İstanbul seçimini kazanır ve belediye meclisinde çoğunluğu sağlar ise Ankara yolculuğuna daha erken çıkacağını söyleyebiliriz.

Kurultay’a gelirsek… Parti kulislerinden edindiğim son izlenimlere göre değişimciler son hafta atak yaptı. İstanbul Kongresi’nde kazanılan zafer değişimcilerin elini güçlendirdi. Şu anda yarışın kafa kafaya olduğu söyleniyor. Şahsen Kılıçdaroğlu’nun kıl payı da olsa kazanmaya daha yakın olduğunu düşünüyorum ama salondaki havaya ve konuşmalara da bakmak gerek. Salon performansının en az 100 oyu etkileyeceği hesap ediliyor. Toplanan imzalara da çok fazla bel bağlamamak gerek. Burası CHP. Unutmayalım ki Muharrem İnce adaylık için 200 imzayı bulmakta zorlanırken kurultayda 500 oy alabilmişti. CHP’de zaten kimi aday gösterseniz genel başkana muhalif 300 oyu bulması mümkün.  Müzmin muhalif denebilecek belirli bir kitleyi her zaman bünyesinde taşıyan bir parti.

Bu arada bir nokta dikkatimi çekti. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu bilinçli bir şekilde Ekrem İmamoğlu’nu kendi koltuğuna hazırlamıyor ise ciddi bir strateji hatasına imza attı. İmamoğlu’nu “divan başkanı” olarak göstermesi onu oyun dışı bırakmadı bilakis prestijini artırdı. Ona “klikler üstü” bir kimlik kazandırdı. İmamoğlu, salonun hâkimiyetini eline alacaktır bir de salondakileri heyecanlandıran güzel bir konuşma yapar ise kurultaydan karlı çıkacaktır.  Kılıçdaroğlu, koltuğunu sosyal demokrat ve birikimli bir isme devredeceğini açıklayarak hatalarına yenisini ekledi geçen hafta. Bu “devretme” sözcüğü demokrasi acısından sakıncalı ve sosyal demokrat tabanın hiç de hoşuna gitmedi. Bu söz Kılıçdaroğlu’nun aklındaki veliahttın kim olduğu sorusunu da gündeme getirdi. Eğer Cumhurbaşkanı seçilseydi Kılıçdaroğlu’nun geçici olarak partiyi Faik Öztrak’a teslim edeceği konuşuluyordu. Oğuz Kaan Salıcı da geçiş dönemi sonrasının en güçlü ismi olarak gösteriliyordu.

Şu sıralar Kılıçdaroğlu’nun aklında başka bir isim daha olduğunu duydum. Bana da ilginç gelen 41 yaşındaki genç siyasetçinin ismini yorumsuz bir şekilde yazayım: Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Yunus Emre.

Türkiye’de partiler lider odaklıdır. Bir genel başkanın kongre/kurultay da koltuğunu kaybetmesi çok zordur çünkü delegeler genel merkez tarafından itinayla belirlenir. Genel Başkan olduğu halde parti liderliğini ANAP’ta Yıldırım Akbulut kaybetmiştir CHP’de ise Altan Öymen. Kılıçdaroğlu,  genel başkanlığı kaybedenler klübüne adını yazdırmamak için ne yapacak? Seçim sonrası çok zor durumda kalan ve hata üstüne hata yapan Kılıçdaroğlu’nun elinde tek bir koz kaldı. O da genel başkanlığı bırakacağı sözünü vermesi. Muhtemeldir ki delegeden son kez oy isteyecek ve yerel seçim sonrası genel başkanlıktan kendi iradesiyle ayrılacağını açıklayacak. Bir anlamda “veda” edeceği delegelerden “vefa” bekleyerek oy isteyecek. Bu işe yarar mı? Bir ölçüde yarayacaktır ama seçimi garantiler mi onu bilemeyiz.

Seçim hezimeti sonrası 6’lı Masa dağılmış bu da yetmezmiş gibi 2019’da Ankara, İstanbul seçimlerini kazandıran CHP-İYİ Parti işbirliği de sona ermişti. Kemal Bey, Cumhurbaşkanı adaylığında desteğini aldığı 5 lider ve partileri nezdinde de sıkıntıya girmiş durumda. Çok açık bir şekilde söyleyebilirim ki İYİ Parti Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesini istiyor. Kemal Bey’e masadaki ortaklarından DP lideri Gültekin Uysal ile SP lideri Temel Karamollaoğlu’nun nispeten yakın durduğunu diğerlerinin de eskisi gibi bakmadığını gözlemliyorum. Kılıçdaroğlu’nun kazanmasını en fazla isteyenlerin başında AK Parti/MHP yani Cumhur İttifakı geliyor. Kemal Bey adeta onların velinimeti.

Merhum Erdal İnönü’nün deyimiyle “Aslan Sosyal Demokrat”ların hafta sonu yapacağı kurultayın biraz gergin geçeceğini zannediyorum. Seçim hezimeti sonrası birikmiş öfkenin boca edileceği kıyasıya bir yarış olunca kavga ve gerilim de kaçınılmaz olur. Özel ve Kılıçdaroğlu birbirine karşı özenli dil kullanıyor ve saygıda kusur etmiyorlar.  Aynı olgunluğu delegelerden beklemek zor.  Tabanda kapanmamış dosyalar, birikmiş hesaplar var. Kurultay bir nevi hesap görme mecrası.  81 ilden CHP’liler Ankara’ya akmaya başladı. Cuma gece yarısından itibaren salona izleyiciler alınmaya başlanacak. Cumartesi genel başkanlık yarışının geç saatlerde ancak sonuçlanacağını tahmin ediyorum. Pazar günü ise ayrı bir mücadele var. Parti Meclis seçimi CHP’de her zaman rekabetçi ortamda geçmiştir. Çarşaf liste çıksa da tarafların çıkaracağı “anahtar liste” ler sonuca etki edecektir.

Kurultayı Kemal Kılıçdaroğlu kazansa bile 2014 yılı içerisinde siyasete veda edeceğini düşünüyorum. Kılıçdaroğlu kazansa dahi Parti Meclisi’nde en az yarıya yakın “değişimci” isim ile çalışmak zorunda kalacak. Parti içi muhalefet yönetimde temsil edilecek ve muhtemelen belediye başkan adaylığı iki kanadın uzlaşmasıyla belirlenecek.  Kılıçdaroğlu aday belirlemede tek başına etkin olamayacak. Kaybetmesi halinde ise Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatı sona erer. Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği kurultay sonrası ona yakın isimlerin Özgür Özel’e karşı aşırı direnç göstermesini beklemiyorum. Yeni dönemin ruhuna göre hareket edeceklerdir.

“Cumhuriyeti kuran” Türkiye’nin en eski partisi CHP gerçek anlamda “tarihi”  bir kongreye gidiyor. Kim kazanırsa kazansın hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. CHP içerisinden yeni kırılmaların olması yeni partilerin çıkması da mümkün.  CHP’nin içyapısı da Kılıçdaroğlu’nun partiyi “sağa çeken” kadro ve söylemi de kırılganlığı artırıyor.

 CHP, bu kurultay ile büyük bir yarılmanın, çöküşün kapısını aralayacağı gibi sandığa küser hale gelen muhalif seçmenin umudunu büyütüp, iktidar ışığı da yakabilir.

 CHP, tarihi yol ayrımında. Yaşadığı krizi fırsata da çevirebilir.  Klişe sözdür. İktidar her rejimde muhalefet ise sadece demokrasilerde vardır. Güçlü muhalefet ülkenin de iktidarların da hayrınadır. Şu anda yaşadığımız çoğu sorunda iktidar kadar muhalefetin de sorumlu olduğunu pekâlâ söyleyebiliriz. Bu yüzden CHP’nin seçmeni şaşırtarak kurultayını demokrasi şölenine dönüştürmesini, Türkiye’ye bir vizyon sunmasını, iktidar alternatifi olabileceğini göstermesini umuyoruz.  

3 Kasım 2023

Ömer Şahin

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.