Türkiye sanayiden kazandığı parayı neden bu kadar kolay biçimde gayrimenkule çevirdi?
Bu çoluk çocuk tayfası eğer iddia edildiği gibi yaşananların yalnızca görünen yüzüyse ve arkalarında daha büyük bir yapı varsa bunun ortaya çıkarılması gerekir.
Özellikle şirket sahiplerinin hisseleri üzerinde yapılabilecek sert fiyat hareketlerine karşı koyacak mali güce sahip olmadığı tahtalarda, küçük yatırımcı çok daha savunmasız kalabilir.
Malatya’nın kayısı pestili gibi üzüm pestili yapalım, üzümü katma değerli hâle getirelim diyen var mı, yapan var mı?
Bir zamanlar dünyanın teknolojisini geliştiren, sanayisini yöneten, sermayesini kontrol eden ve siyasi kurallarını belirleyen Avrupa bugün bambaşka bir gerçekle karşı karşıya.
Özel girişim ve özel mülkiyet vardır. Özel sektörün yetersiz kaldığı, stratejik önem taşıyan veya ülkenin kalkınması açısından gerekli görülen alanlarda ise devlet devreye girer.
Birileri bir gün, “Hakikaten varmış bu kazın bir ayağı daha ve kazın ayağı öyle değilmiş.” derlerse, işte o zaman muhtemelen ayağına baktıkları kazın çoktan uçmuş olduğunu anlayacaklar...
“Bu kardeşiniz size emanet” derken de, “Sizin üzerinizde hiçbir güç tanımıyorum” mesajı verirken de aslında parti ile seçmen arasındaki ilişkiyi, lider ile millet arasındaki doğrudan bir ilişkiye dönü...
Biz suyun nereye akacağına hükmetmekle değil, suyu temiz tutmakla mükellefiz...
Ne yaparsak bunun için yapıyoruz. Ama nefsimizce yaşamak, bizi eninde sonunda Hayat Nehri'nin piranhalarla dolu kısmına mutlaka uğratıyor. Ve oraya yolu düşenler, Hayat Nehri'nden etsiz çıkıyor.
Türkiye'nin de artık benzer bir hedef belirlemesi gerekiyor. Dünyanın, "Bu ürün en iyi Türkiye'de üretiliyor." diyeceği birkaç stratejik alanda küresel lider olmalıyız.
Gerçek ekonomik büyüme; kredi genişlemesiyle, tüketimin artırılmasıyla ya da varlık fiyatlarının yükselmesiyle değil, üretim kapasitesinin artmasıyla gerçekleşir.
Bu bağlantı sizi https://www.daremedya.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.