“Hocam çok dindarım ama içim hiç rahat değil. Yanlış mı yaptım, kabul oldu mu, eksik mi kaldı? Bir ihtimali atladıysam ya!..”

Kaygı zekidir…
Sadece gündelik hayatımıza değil, inanç alanımıza da sızmayı çok iyi bilir.
Hatta bazen en güvenli yere saklanır… insanın iyi niyetinin arkasına.
Kaygı, meşruiyet arar ve onu en kolay bulduğu yerlerden biri “doğru yapma” iddiasıdır.

İşte tam burada bir karışma başlar. İbadetle kontrol, teslimiyetle tetikte olma, hassasiyetle korku birbirine girer.

Danışan istemli ya da istemsiz şöyle der:
“Hocam çok dindarım ama içim hiç rahat değil. Yanlış mı yaptım, kabul oldu mu, eksik mi kaldı? Bir ihtimali atladıysam ya!..”

Bu noktada psikoloji tanıyı kor, “Bu, iman değil, anksiyete temelli mükemmeliyetçiliktir.” Ama kişi bunu ibadet zanneder.

Kur’an bu karışıklığı asırlar öncesinden ayırmıştır.

“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.” (Bakara, 185)

Bu ayet sadece fıkhî bir ruhsat değildir. Bu ayet, Allah tasavvuruna dair psikolojik bir ilkedir.

Kaygılı zihin Allah’ı ve Allah’ın kanunlarını kavramamızı zorlaştırır.
Mükemmeliyetçi zihin, Allah’ı memnun edilmesi imkânsız bir denetçiye dönüştürür ve insanın yaptığı ibadeti artık ona huzur getirmez bilakis gerilim üretir.

Psikoterapide buna “scrupulosity” deriz. Türkçe çevirisiyle “vicdan azabı” Yani dini içerikli obsesyon. Kişi yanlış yapmaktan değil, yanlış hissetmekten korkar.

Bakın, Peygamberin söylediği bir hadis bu zihinsel yükü sessizce üzerimizden alır:

“Bu din kolaylıktır, onu zorlaştıran yenilir.” (Hadis-i Şerif)

Hadis burada, “Zor olan yenilir” demiyor, “Zorlaştıran yenilir” diyor.

Yani problem dinin kendisi değil, insanın onu kontrol alanına çekme biçimidir.

Kaygılı insan, her şey kesin olsun, hiç risk kalmasın, hiç açık nokta olmasın… der.

Ama iman, matematik değildir ki!
İman, yüzde yüzlük bir garanti değil bir güven ve inanç ilişkisidir.

ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi)’ nin temel hedefi, kişinin duygularını bastırmadan, kaçmadan ya da onlara teslim olmadan anlamlı bir yaşam sürdürmesine yardımcı olmaktır.

ACT bir garanti vermez, güven vermez ve mutlak mutlu olacaksın demez.

Bunu hiçbir terapi ekolü söyleyemez. ACT terapisi burada çok kritik bir şey söyler. “Anlamlı olan şeyler belirsizlik içerir. Mutlak kavramını kullanmaz.

Sevgi de öyledir, ilişki de öyledir, iman da öyledir.

Kur’an bunu çok yalın bir dille ifade eder:

“Gayba iman ederler.” (Bakara, 3)

Gayb…
Kontrol edemediğin, ölçemediğin, garantiye alamadığın alan.

Kaygılı dindarlık gaybı yok etmeye çalışır. Sağlıklı imana sahip olan kişi ise gayb anlayışıyla yaşamayı öğrenir.

Allah’a inanmak, Allah’ı sürekli denetlemek değildir.
Allah’a güvenmek ise her ihtimali hesaplamak değildir.

İbadet bir performans değil, bir yönelme hâlidir. Ve yönelme, bazen eksik olur, bazen dağılır, bazen yarım kalır…

Ama samimiyet, kontrol kadar gürültü yapmaz. Sessizdir, derindir ve huzur üretir.

Vesselam!..