Psikolojinin penceresinden baktığımızda acelecilik ahlâkî bir kusur ya da etik bir problem değildir, bir regülasyon sorunudur.
Modern insanın nabzı hızlı atıyor.
Sadece yürürken değil, düşünürken, karar verirken, severken, kabul ederken, reddederken ve vazgeçerken…
Hız, modern çağın artık kutsalı. Yavaşlık ise neredeyse bir kusur gibi algılanıyor. Oysa insanın iç dünyasında hız arttıkça berraklık azalır, duygular silikleşir, tepkiler çoğalır, temas kaybolur.
Psikolojinin penceresinden baktığımızda acelecilik ahlâkî bir kusur ya da etik bir problem değildir, bir regülasyon sorunudur. Yani duyguyu düzenleyebilme ve taşıyabilme sorunudur. Çünkü acelecilik çoğu zaman “sabırsızlık” değil, sakinleşememiş, durulmamış, mantıklı düşünülmemiş, hızlı hareket edilmiş bir sinir sistemi meselesidir.
Ve İsrâ suresinde “İnsan aceleci yaratılmıştır.” buyrulur.
Yani insanın tabiatında var olan bir zaaftır acelecilik.
Gerçekten de insanın, özellikle ilk kez karşılaştığı durumlarda neyin iyi, neyin kötü, neyin kendisi için faydalı, neyin zararlı olduğu konusunda isabetli hüküm vermesi her zaman mümkün olmayabilir. Bunun için insan aklını, bilgisini, tecrübesini kullanarak veya inandığı, güvendiği kaynaklara başvurarak en doğru tercihi yapması gerekir. Fakat zihincel ve ruhsal yönden yeterince gelişmemiş olanlar bir sabır ve olgunluk isteyen bu süreçten geçmeye tahammül edemedikleri için genellikle arzu ve isteklerinin tercihiyle aceleci davranır ve genellikle de yanlış hüküm verir, yanlış tercihte bulunurlar.
Söylenen bu cümleler bir yargı değil, bir tespittir.
İnsan belirsizlikle yaşamakta zorlanan bir varlıktır. Sonucu görmek ister, beklemekten hoşlanmaz, kontrolü elinde tutmak ister. Yukarıda bahsettiğimiz ayet, insanı kınamaz; insanın ham maddesini tarif eder.
Bu tarif bize şunu söyler:
Acelecilik sonradan edinilmiş bir bozukluk değil, doğal bir eğilimdir. Terbiye edilmediğinde problem olur; anlaşıldığında ise yönlendirilebilir bir enerjidir.
Terbiye ve Yön
“Acelecilik şeytandandır, teenni (ihtiyatlı, akıllı davranma) Rahmân’dandır.”
Hadis-i şerifi ise, aceleciliği yasaklamaz; kaynağını ve yönünü gösterir.
Teenni yani ihtiyatlı, akıllı davranmak ise yavaşlık değil, bilinçli bir duraklama demektir. Duygu sakinleşmeden, zihin berraklaşmadan harekete geçmemektir.
Hadis, modern psikolojinin dilinde bize şunu söyler:
“Tepki vermeden önce sinir sistemini ve duygu durumunu düzenle.”
Burada dinî metin, davranışa değil duruma müdahale eder. Çünkü davranış, çoğu zaman düzenlenememiş bir iç hâlin sonucudur.
Mekanizma Nasıl Çalışır?
Aceleci insanın zihninde şu zincir işler:
Belirsizlik → Kaygı → Hızlanma → Düşünmeden tepki verme
Bu, bilişsel davranışçı psikolojide iyi bilinen bir döngüdür. Kaygı yükseldiğinde beyin, “en kısa yol”u arar. Bu kısa yol çoğu zaman doğru değil, en hızlı olandır.
Burada insan zihninde devreye giren kavramlar şunlardır:
- Dürtüsellik: Düşünceyi test etmeden davranışa geçme
- Felaketleştirme: “Ya şimdi yapmazsam?” düşüncesi
- Bilişsel daralma: Alternatifleri görememe
Aceleci insan aslında kötü niyetli değildir; sadece daralmıştır, bunalmıştır ve bir an önce içinde bulunduğu durumdan çıkmak ister.
Güncel Müdahale
Modern terapi aceleci insana “yavaş ol” demez, diyemez, dememeli. Çünkü bu cümle çoğu zaman işe yaramaz.
Onun yerine:
Bedeni sakinleştirir (Doğru nefes alma tekniği)
Duyguyu isimlendirir (Farkına vardırır)
Tepki ile davranış arasına boşluk koyar
Kabul ve Kararlılık Terapisi bu boşluğa “anda kalma” der.
Bilişsel Davranışçı Terapi ise buna “otomatik düşünceyi fark etme” der.
Hadis ise buna “teenni” der.
İsimler farklıdır ama hedef aynıdır:
İnsanın kendini fark etmesi ve kendini yakalamayı öğrenmesi.
Acelecilik, çoğu zaman insanın kendini geride bırakmasıdır.
İşte, terapi, insanı kendine yetiştirme sanatıdır.
Bugünün İnsanı Neyi Kaçırıyor?
Bugün acelecilik erdem gibi pazarlanıyor.
“Hızlı karar veren”, “anı yakalayan hatta geçen”, “beklemeyen” insan övülüyor.
Ama hızlandıkça insan, kendi duygusunu duyamıyor.
Bu noktada ayet ve hadis, modern insanı yavaşlatmak için değil, ayakta tutmak için konuşuyor.
Aceleci insanın ihtiyacı sabır telkini değildir, duygu regülasyonu ve farkındalık eğitimidir.
İnsan Neyi Öğrenmeli?
İnsan aceleci yaratılmıştır. Bu hemen her insanın fıtratında var olan bir gerçektir.
Ama bu, insanın aceleci kalmaya mahkûm olduğu anlamına gelmez.
Ayet teşhisi koyar, Hadis yönü gösterir, psikoloji ise mekanizmayı açıklar.
Psikoterapi ise bugün, burada, şimdi ne yapılacağını öğretir.
Üç silahşor yani ayet, hadis ve psikoloji burada aynı hedefe yürür:
İnsanın kendini daha iyi yönetebilmesine.
Bugünün modern insanının fark etmesi gereken şey ise;
“Yavaşlamanın zaman kaybı değil, insanın kazancı” olduğudur.
Vesselam!..