Bizim kırsal nüfusumuzda çok ciddi bir azalma söz konusu. Bu, aynı zamanda doğurganlığın düşmesinin de sebeplerinden biri.
Sayın Cumhurbaşkanımız, nüfus demografisi ve ülkenin geleceği açısından haklı olarak her evli çiftin 3 çocuk yapması konusunda ısrarcı bir yaklaşım sergiliyor.
Bunu teşvik etmek için de çalışma hayatı içerisindeki kadınlara çok ciddi imtiyazlar sunuyor. Yeni evlenen çiftlere sübvansiyonlu nakit destekler vermeye çalışıyor.
Amma velakin kazın ayağı öyle değil…
Ülkelerin nüfus demografileri vardır. Kırsal ve kent yaşam alanlarında insanlar dağılır. Bizde kırsal nüfus maalesef yüzde 6,4 oranına kadar geriledi. Bu durum, başta tarımsal üretimde zayıflama olmak üzere birçok sorunu beraberinde getirdi.
Almanya’da kırsal nüfus yüzde 22,1, İngiltere’de yüzde 15,1, Fransa’da yüzde 18, AB ülkeleri ortalaması yüzde 25, ABD ise yüzde 17.
Bizim kırsal nüfusumuzda çok ciddi bir azalma söz konusu. Bu, aynı zamanda doğurganlığın düşmesinin de sebeplerinden biri.
Kırsalda insanlar, tarımsal faaliyetlerde iş gücü maliyetlerini azaltmak için çok çocuk yaparlar.
Bu çocuklar küçük yaştan itibaren hayvan bakar, arazide ailelerine yardım ederler. Köy okuluna giderler, sonrasında ise bu işleri sürdürürlerdi.
Biz, ne akla hizmetse, neden yapıldıysa feci bir hata yaparak köy okullarını kapattık. Yerine taşımalı eğitime geçtik. Çocuk sabah kendi köyünden kalkıp belki 10-15 km ötedeki okula, uzun seyahat süreleriyle gidip gelmeye başladı ve aile iş gücüne katkısı düştü.
Durum böyle olunca kırsaldaki, çocuğu okul çağında olan genç çiftlerin çoğu kentlere göç ederek, kendi köylülerinin yaşadığı kenar mahallelere taşınmaya başladı.
Karı koca bir fabrikada asgari ücretle çalışıyor ve çocuklarını da yakınlarındaki bir şehir okuluna gönderiyorlar.
Hal böyle olunca şehir hayatının sosyoekonomik zorlukları yeni çocuk yapmalarını engellediği gibi, şehir hayatının kaosu bu insanların arasındaki boşanma oranlarını da artırdı.
Bir diğer açıdan bakarsak; üniversite mezunu bir genç, bir kentte bir iş yerinde çalışmaya başlıyor. Kiraların yüksekliği, bu kadını ya da erkeği 1+1 evde, sınırlı bir yaşam sürmeye ekonomik olarak zorluyor.
Kadın ya da erkek, bu şartlarda evlenmenin ekonomik yükünü daha da artıracağını düşünerek mümkün olduğunca bekâr kalıyor; evlendiğinde ise çocuğunun geleceğinden endişe ettiği için bir çocukla yetiniyor.
Diğer bir husus ise kadınları korumak adına yapılan ve çoğu zaman sadece kadını önceleyen ağır düzenlemeler nedeniyle erkeklerin boşanma ihtimallerini göze alarak evlenmemeyi tercih etmeleri.
İnsanları kentten kırsala dönüşe teşvik etmek için birçok hibe, sübvansiyon ve cazip teklifler yapılıyor; ancak kimse dönmüyor. Bunun en temel sebeplerinden biri ise eğitim…
Çocukların hâlâ okullara taşınması…
Öğretmenler köylerde hem öğretmenlik yapar hem de çevrenin bilirkişisi, akıl vereni olurdu. Lojmanda yaşar ve köy yaşamının şehirden daha ucuz olması sayesinde genç bir öğretmen, köyde 5-10 yıl kaldığında ciddi bir birikimle dönerdi.
Ancak bu sistem ortadan kalktığı için genç çiftler köylerine dönmüyor, dönmek istemiyor.
Çıkarılan büyükşehir yasaları ve yeni büyükşehir oluşumları ile on binlerce köyümüz artık kırsal mahalle statüsüne girdi.
Düne kadar su ve atık bedeli ödemeyen köylüler, şehirden daha ucuz olsa da kendileri için ciddi sayılabilecek bu bedelleri ödemeye başladı; emlak vergisi de cabası.
Büyükşehrin imkânlarından sınırlı şekilde yararlanan bu insanlar, daha önce hiç ödemedikleri giderlerle karşı karşıya kaldı.
Hasılıkelam,
Eğer ülkenin nüfusunun artmasını istiyorsak,
Kırsal nüfus oranını hızla artırmak için ciddi tedbirler almalı ve mevcut uygulamaların ötesinde teşvikler geliştirmeliyiz.
Ama en önemlisi, köy okullarını yeniden ve çağın gereklerine uygun şekilde acilen açmalıyız.
Ve kanunlarımızı yeniden gözden geçirip, toplumsal değerlerimizle uyumlu hale getirmeliyiz.
Hepsinden önemlisi ise eğitim sistemini revize etmeli; ekonomik ve sosyal olarak ülkemizi ayağa kaldırmanın yollarını bir an önce bulmalıyız.
Kırsal nüfusumuzu yüzde 25’ler seviyesine çıkarabilirsek hem nüfus artış hızını yakalar hem de tarımda dışa bağımlılıktan ve gıda enflasyonu belasından kurtulabiliriz.
Vesselam…
02 Mayıs 2026
Hasan Fatih Özsümer