Kendi ışığını taşıyarak : Bir yaralının yanına karanlıkla girilmez. Işık gerekir…Sakinlik, sabır, sevgi gerekir. Söz değil, varlık gerekir.

Bugünkü yazımda bireyin ruhsal iyileşmesini bir masal üzerinden anlatmak istiyorum size.

Bir varmış, bir yokmuş…

Hazırsanız sessiz bir yere geçin ve düşüne düşüne okuyun.

Geceleri gündüzünden daha ağır gelen, her sabah içi biraz daha eksilen bir ülke varmış.

Bu ülkenin tam ortasında, rengi kül gibi solmuş bir orman uzanırmış. Ormanın en eski ağacının dallarında, bir kuş saklanırmış, “Kırık Kanatlı.”

Bir zamanlar gökyüzünü yara yara uçan bu kuş, bir fırtına yüzünden kanadını kaybetmiş.
O günden beri uçmayı unutmuş. Düştükçe utanmış, utandıkça içine çekilmiş, içine çekildikçe yalnızlaşmış. Ta ki bir gün, ormanın içinden ince bir ışık yürüyerek gelene kadar…

Bu ışık insana benziyormuş ama insanlardan daha uyanıkmış… Adı mı? Adı Işık Taşıyan’mış.

Kırık Kanatlı’nın yanına çıkmış, titreyen hâlini görmüş, elini yavaşça kuşa uzatmış.

“Sen kırık değilsin,” demiş. “Sadece incinmişsin. Ve incinen hiçbir canlı uçmayı unutmaz. Sadece biri ona yolu gösterince hatırlar.”

Kırık Kanatlı konuşamamış. Acı dediğin bazen sessiz olur çünkü. Bağırmaz, sızlamaz. Sadece çöker, içte bir yerleri karartır.

Işık Taşıyan hiçbir şey sormamış, hiçbir yük bindirmemiş. Sadece yanında durmuş. Geceleri onunla beklemiş, gündüzleri sessizce kanadına ışık tutmuş. Ve hep aynı cümleyi fısıldamış, “Uçmayı yine hatırlayacaksın.”

Günler geçmiş. Ay ışığı dalların arasından süzülürken, Işık Taşıyan kuşa yaklaşmış:

“Hazırsan deneyelim. Hazır değilsen bekleriz.” Kırık Kanatlı gözlerini kapamış, korkmuş ama yalnız olmadığını bilmiş.

Bir adım atmış… Bir nefes…Bir cesaret… Ve kanadını açmış.

Kanadı hâlâ tam güçlü değilmiş ama Işık Taşıyan elini koymuş, kuş hafifçe yükselmeye başlamış. Önce biraz… Sonra biraz daha… Sonra gökyüzü kuşu tanımış,
rüzgâr onu karşılamış, bulutlar kanadının altından geçerken Kırık Kanatlı ağlamış:

“Uçabiliyorum… Uçabiliyorum…”

Işık Taşıyan gülümsemiş, “Uçmayı sana ben öğretmedim. Ben sadece yanında durdum. Uçmayı senin kalbin hatırladı.”

Ve masal şöyle bitmiş: Her kırık, doğru elle tutulunca kanat olur. Her yaralı, doğru ışıkla karşılaşınca yürümeye başlar.

Bir varmış, bir yokmuş…

Sevgili masal okuyucu…

Bu masal sadece bir masal değil. İnsan ruhunun en hakiki hâlinin bir resmidir .Hepimizin hayatında bir Kırık Kanatlı vardır:

Bir dost, bir eş, bir kardeş, bir çocuk, bir anne, bir baba…

Kanadı kırılmış, sesi kısılmış, yorulmuş, ümidini kaybetmiş biri… Ya da belki senin kendin de olabilirsin.

Peki bir Kırık Kanatlıya nasıl ışık olunur?

Acele ettirmeden: İyileşme zamana muhtaçtır. Kimse bir başkasının hızını belirleyemez.

Soru sormadan: “Ne oldu?” diye kazımak değil, “Buradayım” diye durmak önemlidir.

Yargılamadan: “Niye böylesin?” diyen değil, “Bu hâlin de insanca” diyendir şifayı getiren.

Yanında kalarak: Her iyileşme yakınlıkla olur. “Ben seninleyim” cümlesi bazen ilaçtan daha güçlüdür.

Kendi ışığını taşıyarak : Bir yaralının yanına karanlıkla girilmez. Işık gerekir…Sakinlik, sabır, sevgi gerekir. Söz değil, varlık gerekir. Ve unutma, kimsenin kanadını sen onaramazsın. Ama elinle tutarsan, kalbinle durursan, o kanat bir gün kendiliğinden iyileşir. Çünkü insan insanla iyileşir. Karanlıkta bir ses, bir el, bir nefes…

Bazen ömür boyu sürecek bir mucizeye dönüşür.

Bu masalın psikoterapötik sentezi, iyileşmenin dışarıdan “tamir edilerek” değil, güvenli bir ilişki içinde yeniden hatırlanarak gerçekleştiğini güçlü biçimde ortaya koyar. Kırık Kanatlı figürü, travma sonrası utanç, içe çekilme ve öğrenilmiş çaresizlik yaşayan bireyin benliğini temsil eder; kanadın kırılması işlev kaybından çok, öz-yeterlik ve umutla kurulan bağın kopuşudur.

Işık Taşıyan ise müdahale eden, zorlayan ya da yöneten bir kurtarıcı değil, psikoterapötik ilişkideki düzenleyici figürdür. Yargısız varlık, duygusal eşlik ve güvenli bekleyiş. Klinik açıdan masalda iyileştirici olan unsur telkin, nasihat ya da hızlandırma değil, bireyin temposuna saygı duyan, kontrolü elinden almayan, “hazır olduğunda” ilkesine sadık kalan ilişkisel duruştur. Kanadın yeniden açılması, travmanın silinmesi değil, travmayla birlikte işlev görebilme kapasitesinin geri kazanılmasıdır. Masal, terapötik iyileşmenin temel yasasını hatırlatır:

İnsan değişmez, onarılmaz ya da düzeltilmez ancak yeterince güvende hissederse, zaten içinde var olan hareketi yeniden başlatır. Bu nedenle masal, şifanın tekniğini değil, ilişki etiğini anlatır.

Vesselam!..